Barış Ayberkin
Dr., Haliç Üniversitesi, İstanbul, Türkiye
Kent içi ulaşım ağlarında ağır tonajlı araçlar ve yoğun trafik hareketliliği, tarihi yapıların korunması açısından potansiyel bir risk oluşturmaktadır. Bu yapıların malzeme özellikleri, yapısal sistemleri ve çoğu kez hassas zemin koşulları, tekrarlı dinamik yükler karşısında kırılganlığı artırmaktadır. Literatür ve saha gözlemleri, kamyon, otobüs ve benzeri yüksek dingil ağırlıklı taşıtların oluşturduğu titreşimlerin, özellikle yığma strüktürlerde yorulma hasarları ve mikro çatlakların ilerlemesine neden olabileceğini göstermektedir. Yol yüzeyi bozulmaları, hızlanma yavaşlama döngüleri ve dar sokak geometrileri bu etkileri daha da şiddetlendirmektedir. Mevcut ulusal ve uluslararası standartlarda öngörülen sınır değerler çoğunlukla modern yapılar üzerinden tanımlandığından, kültür mirası yapılarının korunmasında yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle, ağır tonajlı araç trafiğinin tarihi alanlardan uzaklaştırılması, alternatif güzergâh planlamaları, hız ve tonaj sınırlamaları ile düzenli yol bakımının entegrasyonu, titreşim riskinin azaltılmasında temel stratejiler olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, kültürel mirasın sürdürülebilirliğini sağlamak için ulaştırma planlaması ve trafik yönetiminin koruma politikalarıyla bütünleşmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.
Anahtar Kelimeler: kültür mirası, trafik titreşimleri, ağır tonajlı araçlar, yol yüzeyi bozulmaları, kentsel planlama, sürdürülebilir koruma
In urban transportation networks, heavy-duty vehicles and intense traffic flow pose a potential risk to the conservation of historic structures. The material properties, structural systems, and often fragile geotechnical conditions of these buildings increase their vulnerability under repeated dynamic loads. Evidence from the literature and field observations indicates that vibrations generated by trucks, buses, and other vehicles with high axle loads can induce fatigue-related damage and accelerate the propagation of micro-cracks, particularly in masonry structures. Road surface irregularities, acceleration–deceleration cycles, and narrow street geometries further exacerbate these effects. Existing national and international standards, which predominantly define threshold values based on modern constructions, are often inadequate for the protection of cultural heritage assets. Consequently, re-routing heavy vehicle traffic away from historic areas, implementing alternative road networks, introducing speed and weight restrictions, and ensuring systematic road maintenance emerge as key strategies to mitigate vibration-induced risks. This study underscores the necessity of integrating transportation planning and traffic management with heritage conservation policies to ensure the sustainable preservation of cultural heritage structures.
Keywords: Cultural heritage, traffic-induced vibrations, heavy-duty vehicles, road surface deterioration, urban planning, sustainable conservation

Bu çalışma, kullanan kişilere orjinal çalışmadan alıntı yaptıkları sürece, çalışmayı dağıtma, değiştirme ve üzerine çalışma hakkı tanıyan Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı ile lisanslanmıştır.
İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi
İ.Ü. Avcılar Kampüsü 34320 Avcılar/İstanbul
ulk@istanbul.edu.tr
+ 90 (212) 440 00 00 - 19200