Ulaştırma ve Lojistik Kongreleri

Ulaştırma ve Lojistik Kongreleri

Arşa Arş Şarttır, Gökçeada Gök Lojistik Üssü İnşasi İçin de Türkiye Reşittir

Kutlay Artuç
Öğr. Gör., Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale, Türkiye

“İstikbal Göklerdedir” Atatürk. Hiç uçağa binmese de Atatürk bu futurist sözüyle göğü mü yoksa uçmayı yani cenneti mi kastetti, ayrı araştırmadır. Çünkü “uçmak=cennet” de demektir. Bu durumda ölüm yaslarında bayraklar, direklerinde yarıya indirilmemeli aksine, ölen kişi uçarak cennette gitsin anlamında bayraklar direklerde yarı hatta daha fazla yukarı çıkarılmalıdır! İlk Türk ismi olan dedelerimiz Göktürkler’e (belki de köklerden göklere ile), Atatürk’ün “ilhamlarımızı gökten ve gâipten değil, doğrudan hayattan aldık” sözüne değil de “istikbal göklerdedir” sözü referansına, Exupéry’in “Küçük Prens”in B-612 gezegenini 1920’lerde keşfeden Türk astronom-gökmene, semavi dinimize ve en önemlisi İstiklal Marşımızda da sancak, yıldız, hilal olarak geçen ay-yıldızlı bayrağımıza uygun olarak Hezarfen Ahmet Çelebi’den asırlar sonra, nihayet, 2018 yılında Türk Uzay Ajansı (TUA) kuruldu. Bireysel olarak da adım Kutlay ile uzay, hava burcu Kova’lığım ve memleketim Gök Medreseli Sivas’tan 6 yıl çalıştığım Gökçeada’ya bu bildiri de kaderimin şartı imiş! Nitekim 1995’te YÖK bursu ile ABD’de yüksek lisans yaparken Florida’da NASA’nın JFK Uzay Üssünü ziyaretim bilinçaltımdan sakla samanı gelir zamanı ile bilinç üstüne çıkıp bu bildiriyi doğurmuş olmalı. Bu kongre ana teması “yerelden küresele lojistik” geliştirilerek bu bildiri “sınır gökyüzü” sözünü de çürüterek “yerelden uzaya lojistik” dedi. 9 nokta bulmacası “eli kaldırmadan, 3 doğru çizerek 9 noktayı birleştirebilmek” için insana kalıpların dışında düşünmeyi ve olaylara farklı perspektiften bakabilmeyi öğretir. Noktaların bir kareyle çevrelenmiş olması zihninize o karenin dışına çıkmamanız gerektiğini söyler ama aslında çıkabilirsiniz. 3 doğruyla birleştirmeniz gerektiği de dik, yan ya da bunları bağlayan simetrik çapraz doğrularla birleştirmeniz gerektiğini düşündürür, ama bu kalıbın dışına çıkabilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey özgür zihin. Onun gibi, Yağmur Adam filminde “aptal dahi” Raymond (Dustin Hoffman) “uçmak çok tehlikelidir, 1987’de 211 ölümcül kazada 230 kişi öldü” diye diyerek uçağa binmese de!, 9 nokta bulmacasının çözümü olarak sadece dünyada kalmamalı dünya ötesi uzaya gitmelidir, uçmalıdır. Türkiye de uçak kelimesi ilk önce havaalanı anlamında imiş. Gökçeada ismi ile kafiye olsun diye uzay yerine çoğu kez gök dendi. Uluslararası Uzay İstasyonuna (UUİ) sadece 22 ülke vatandaşı gitti. İlk astronotumuz yani gökmenimiz İlker Gezeravcı, Space X şirketi Ax-3 misyonu Falcon 9 roketi ile 19 Ocak 2024’te ABD JFK uzay üssünden ~400 km yukarımızda, dünyayı 90 dakikada bir turlayan UUİ’e gitti. Gezeravcı’nın fırlatma sonrası 1,5 günde vardığı UUİ’de 14 gün kalması planlandı ama 22 gün kaldı. Gezeravcı UUİ’de 18 günlük deneyler sonrası 250 kg. kargo ile 2 gün süren tersine lojistik yolculuğu ile 9 Şubat 2024’te 7 astronotla Atlas Okyanusuna indi, geri döndü. Gezeravcı gidemese idi yedek gökmen Tuva Cihangir Atasever idi. Bu iki gökmenimizin uzay kılgısı TRT’in “Ufkun Ötesi” belgeselinde anlatılır. Einstein “hayal gücü bilgiden önemlidir,” der. Turkcell’in kuruluşu için risk sermayedarı-melek yatırımcı olunuz teklifi ilk önce merhum Sakıp Sabancı Ağa’ya gelir ama Sakıp Ağa kabul etmez. Turkcell kurulur ve başarılı olunca Sakıp Ağa, Adana-Kayseri şivesi ile “görememişiz ağam” der. Sakıp Ağa’nın yeğeni Pegasus Hava Yolları sahibi Ali Sabancı da 2010 yılı civarında ÇOMÜ’deki panelde “hayal kurun” dediğinde “Virgin Airlines, Virgin Galactic kurdu. Siz ne zaman Pegagus Galactic kuracacaksınız?” soruma “o kadar da hayal değil” diyerek anında kendini çürütmüş idi. Kaos veya kelebek etkisi ile herşey herşeyle ilgilidir düşüncesi ile ve Einstein’in “dağınık masa dağınık kafaya işaret ise, boş masa neyin işaretidir?” sözü ile bu dağınık bildirinin ceteris paribus ve statüko baskısı olmadan hezarfence beyin fırtınalı, skepükülatif hayali ise şudur; Türkiye, Göktürkler ve ay-yıldızlı bayrağı ile uzaya genetik ilgi temelinden ve yerli üretim IHA, 6 adet TURKSAT uyduları, gökmeni ile rüştünü ispatladığından, uzayda araştırma ve şerh ile uzayda bulunacaklar ile şaşırtılmamız için atide Arş’a Arş şarttır yani uzaya gidebilmenin sürekliliği şarttır. Hatta 9 Temmuz 2024’de ABD Florida JFK uzay üssünden Space X şirketinin Falcon roketi ile uzay fırlatılan ve şu an Ekvator’un 35.786 km yukarısında 42° DB’da jeosekron olarak dönen yerli ve milli TÜRKSAT 6A uydumuzdaki “A” belki de “Arş”ı kasteder. İşte dünyada TÜRKSAT olarak kendi uydusunu yerli olarak yapabilen birkaç ülkeden biri olan Türkiye’miz uzay, uydu işletmeciliğinde rüştünü ispatlamıştır, reşittir. Yani arşa arş şart ise ve şart olarak reşit olmak isteniyorsa Türkiyemiz reşittir. Hatta “TÜRKSAT Her Yerde” sloganı ile TÜRKSAT’ın dünyaya açılma amacı daha da genişletilerek uzaya iyice açılma olarak genişletilmelidir. Uydular uyumamalıdır. Çünkü uzayda doldurulması gereken gepgeniş niş var ki! Gökmenlerimizi, uydularımızı ve gelecekte üreteceğimiz uzay gemilerimizi uzay göndermek için diğer ülke fırlatma üslerini kullanma bağımlılığından kurtulup kendi uzay üssü know-how’umuzu geliştirmek şarttır. İşte uzaya uydu göndermenin, uzaya gidiş ve tersine dönüş lojistiğinin olmazsa olmaz tamamlayıcısı ve diğer ülkelerle uzay rekabetinde mukayeseli üstünlük için yerli-milli uzaya fırlatma üssümüz ve tekrar kullanılabilir uzay roket motorlarımız olmalıdır. Peki, gökteki geniş niş için Türkiyemizde gök üssü kurmak için en uygun kuruluş yeri lokasyonu nişi neresidir? Baykar Bayraktar TB2 silahlı insansız hava aracı, izinsiz de olsa, ~6 km yüksekte 3 saatlik ilk test uçuşunu 03.05.2014’te Keşan Askeri Havaalanı’ndan yaptı. Gökçeada’nın kuzeydoğusundaki Keşan’ın güneybatısında olan Büyükdoğanca köyündeki bu askeri havaalanı 40°47'17"KE, 26°36'24" DB’dır. Gökçeada’nın konumu ise 40°11′38″KE, 25°54′17″DB’dır. 2 boylam arası 111 km olduğuna göre Gökçeada-Keşan Askeri Havaalanı arası kuş uçuşu ~90 km’dir. Haziran 2025’te, Türkiye’yi Ay’a ulaştıracak DELTA V adlı iki kademeli hibrid roketinin test uçuşunda 200 km üzerinde irtifaya ulaşıldı. Savunma Sanayi Başkanlığı detaylarını gizli tutsa da Kasım 2025’de de bu DELTA V roketi, Türkiye’nin en kuzeyindeki Sinop’ta (42°02' KE, 35°15' DB) test atışı yaptı. Ancak bu bildiri Türkiye’mizin Gök Üssü inşası için Keşan veya Sinop değil de 40° kuzey enlem (KE), 26° doğu boylamı (DB) ile Gökçeada’yı önerdi. İşte istikbal, Gökçeada Gök Lojistik Üssü inşasındadır. Zaten, TUA 10 yıllık Milli Uzay Programında “4-Uzaya Erişim ve Uzay Limanı” başlığı ile uluslararası iş birliği ile bağımsız bir ticari rekabetçiliğe uygun bir uzaya fırlatma limanı işletmesi kurmak amacının gerçekleşmesini bu Gökçeada Gök Üssü (GGÜ) inşası sağlayabilir. Bu uzay limanı ile öncellikle küçük uydu fırlatma pazarını amaçlayan TUA, böylece, yerli ve milli roketlerimizin dünya yörüngesine ağır faydalı yük taşıyabilecek olgunluğa erişebilmesini ummaktadır. Gökçeada Gök Üssü inşası ile Saha İstanbul-Savunma ve Havacılık Kümelenmesi de uzay sahasına artık daha kolay ulaşabilir. ÇOMÜ’nün Çanakkale’deki Ulupınar Gözlemevi yanında ÇOMÜ Gökçeada MYO ve Gökçeada UBYO, İÜ Su Ürünleri Fakültesi Gökçeada Deniz Araştırma Birimi bu üs inşasına destek olabilir. Belki Gökçeada “uzay şirketi kasabası” olmalıydı ama Artuç & Genç’in Gökçeada “Devlet Ada” adlı bildirisi de var. Aslında Mehmet Akif Erdoğru’a göre Gökçeda, Bizans zamanında, 1444 yılında Gattilusio ailesine aitti. 1470’de Osmanlılar’ın ele geçirdiği Gökçeada 1912 yılına kadar 442 yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Gökçeada, 1912’den 1923 Lozan Antlaşmasına kadar fetret devri gibi Yunan egemenliğinde idi. Her ülkenin hava sahası yani gök vatanı da var. Gökçeada’nın gökçesi gibi yani semavi yani mavi gök de gök vatanımıza dahil bir çelik kubbedir. Sivas Valilerinden Halil Rıfat Paşa’nın “gidemediğin yer senin değildir” sözü ve yine mezun olduğum Sivas Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği Ahmet Kutsi Tecer’in “Orda bir köy var, uzakta, O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da, O köy bizim köyümüzdür,” dizeleri var. Ama gitmesek, gezemesek, tozamazsak değil de bayrağımızdaki ay-yıldızların da mekânı olan o uzak veya yakın gök vatanımıza gidip, ulaşıp, sahiplenerek korumak için Gök Vatanın hemen altındaki Gökçeada’da Gök Üssü kurmak Gökçeada ismi ile müsemma olacaktır. Sadece yüksek binalara değil de, gök üssünden fırlatılacak roket ve uzay araçlarına da gökdelen denilebilir. Gökçeada Gök üssünün fonksiyonu göğe göç veya tersine gibidir. İmroz ve Bozca Ada 1923 Lozan Antlaşması m.14 ile Türkiye egemenliğine bırakıldı. Gökçeda’ya 1927 tarih 1151 sayılı kanun ile “özel statü” verildi, idari, mali, mahalli muhtariyet oldu. İmroz adı 29 Temmuz 1970 tarih ve 8479 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Gökçeada oldu. Trakya’da Gelibolu yarımadası Kabatepe limanının 14 deniz mili batısındaki Gökçeada 290 km² ile Türkiye’nin en büyük adasıdır ve Türkiye’nin en batısıdır. İtilaf Devletlerinin, 1915 Çanakkale Savaşlarında Gelibolu yarımadası ve Çanakkale Boğazı’na yaptıkları başarısız çıkartma denemesi için Gökçeada Güzelcekoyu, İngiliz savaş gemilerinin askeri üssü olarak kullanıldı. Türkiye’de 116 havalimanından biri, şu an atıl ise de, Gökçeada Havalimanıdır. THY, nazar değmesin, cihanşümuldur. Arkadaşım Celali Yılmaz’ın Abidin Paşa’nın finanstaki türevleri kasıt ile “Hava Oyunları” kitabı ismindeki manada olmamak üzere Türk Uzay Yolları (TUY) ya da THY Galaktik de kurulabilir. Herkes Ay’a gidiyor denilince Temel “biz de güneşe gideriz” deyince Dursun “ula Temel, İkarus gibi erirsin” der. Temel “biz de gece gideriz,” der. Biz daha Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinde, arşın tabanındaki fizyolojik ihtiyaçlarda iken ayranımız yok içmeye (daha Gökçeada-Türkiye anakara arası gemi-uçak ulaşımı tam değilken vs!) ile uzay bize lüks, uçuk-ayakları yere basmayan (gerçi Teknofest sloganı “ayakları yere basmayan tek festival”) denilebilir. Ama herkes gider Ay’a biz gider yaya veya herkes gider Mersin’e biz gider tersine durumuna düşmemek için yani herkesten geri kalmamak için Gökçeada’da kurulacak gök üssü fizibilitesi için dünyadaki uzay üslerinden kıyas alınmalıdır. 1950’ler ve 1960’larda ABD-Rusya arası soğuk savaşın en önemli araçlarından olan uzay yarışında NASA kuruldu, Ruslar köpek Laika’yı, ABD’liler maymunları uzay gönderdi. Yuri Gagarin uzaya giden ilk insan oldu. Bu gelişmelerden etkilenmiş olmalı ki, 1957 yılında Bandırma Şehit Mehmet Günenç Lisesi öğrencisi beş arkadaş “Bandırma Roket Kulübü”nü kurarak 1959 yılında Bandırma’da füze fırlattılar. 1962 yılında 15 km’den fazla yüksekliğe ulaşan Marmara-2 roketiyle Bandırma Roket Kulübü, amatörler arası Dünya 3.’ü oldu. Bu girişim 2022 yılında “Bandırma Füze Kulübü” adıyla film oldu. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Ali Cavit Çelebioğlu Sivil Havacılık Yüksekokulu’unda okuyan yeğenim Arda Artuç’tan da benzer başarılar bekliyorum. Suşehri’li hemşerim, komşum, abim emekli askeri ve sivil pilot yarbay Şevket Kırca’nın anı kitabının adı olan “Eşekten İndim Teyyareye Bindim”, Gökçeada Gök Üssü inşası sonrası “Eşekten İndim, Uzay Aracına-Füzesine Bindim” olarak genişletilebilir de. 2000 tarihinde dünyada 19’u kuzey yarımküre, 3’ü güney yarımkürede toplam 22 uzay üssü var, http://www.braeunig.us/space/center.htm. İşte dünyadaki cari veya planlanan özel ve kamu bazı uzay üsleri şunlardır; 1- “Coğrafya kaderdir.” Rusya ile ABD arası Bering Boğazı’nda ~100 km’lik köprü planı var. İngiltere adadır ve Fransa’nın batısından denizin altı kısmından 23,5 deniz millik Manş tüneli ile birleşir. İngiltere bu coğrafyası ile Türkiye’deki Doğu Trakya bölgesindeki Gelibolu yarımadası Kabatepe limanının 14 deniz mili batısındaki Gökçeada coğrafyasına benzer. Kabatepe-Gökçeada arası Manş denizaltı tüneli gibi tünel neden yapılmasın ki? 14 mil, 23,5 milden kısadır da! Türkiye’nin BİLSAT uyduları İngiltere’de University of Surrey’de geliştirilse de İngiltere için “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” dense de İngiltere’nin uzay üssü yok, uzayla çok ilgilenmez. 2-Aytmatov’un “Gün olur Asra Bedel” kitabında da bahsedilen Baykonur Uzay Üssü (45°KE, 63°DB) Kazakistan, Orta Asya’dadır. Çin üzerinden geçmesin diye buradan doğuya fırlatmaya izin verilmezdi. 1961’de uzaya ilk giden insan Yuri Gagarin “uzaydan dünyaya baktım hiç sınır görmedim ki” demesine rağmen ve Baykonur’u bugün ABD’liler bile kullansa da SSCB, soğuk savaşta, 1955 yılında Baykonur’u inşa ettiğinde yeri sırdı, haritada da dahi yoktu. Hatta SSCB, Baykonur dese de burası Baykonur’un 370 km güney batısındaki Tyuratam’a yakındı! Ama SSCB, yeri belli olmasın diye Baykonur şehri koordinatlarını vermişti. Gökçeada’da gök üssü yapılsın diyen bu bildiri ise, iyi mi bilinmez ama şeffaftır. SSCB’nin Sputnik 1 ve Gagarin’in uçuşları 1955’te Baykonur’da başladı. ABD-SSCB soğuk savaşının en önemli parçası olan uzay yarışında Ruslar 1957 yılında Laika (anlamı “havlayan”) adlı dişi köpeği uzaya gönderdi. Laika öldü. ABD’liler ise insandan önce uzaya kobay olarak maymun gönderdi. Gökçeada gök üssü kurulursa, hayvan haklarına saygı ihmal edilmeden, göğe Gökçeada keçisi veya “Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler” aksine “o insanlar ki uzay içredir ama uzayı bilmezler” durumuna düşmeyerek uzayı öğrenmek için uzaya Gökçeada deniz balığı gönderilebilir. Tabii, hamsi balığının kavağa çıkması hali gibi algılanmaması dileğiyle. Rusya’da Moskova’nın 800 km. kuzeyinde kutup ve molniya yörüngelerine uydu fırlatmak için Plesetsk uzay üssü de (62°KE, 40°DB) var. Bu koordinatlar, haberleşme ve casus uydularının kutup ve oldukça eliptik yörüngelere yerleştirilmesini sağlar. Türkiye'nin ilk elektro-optik yer gözlem ve uzaktan algılama uydusu BİLSAT, 27 Eylül 2003’te Cosmos-3 fırlatma aracıyla Plesetsk’ten uzaya gönderildi. Rusya’nın doğusunda da Vostochny uzay üssü (51°KE,128°DB) var. Rusya’nın güney doğusunda Çin sınırında, Rus Svobodny Uzay Üssü (51°KE,128°DB) vardı. SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsız olan Kazakistan Baykonur Uzay Üssü yerine seçilmişti. Ancak 2007’de yeni bir uzay limanı Vostochny Uzay Üssü lehine, Svobodny’in kapatıldı. Karadeniz'in kuzeydoğusu içlerinde 1946 yılında Rusya’nın en prestijli uzay test tesisi olarak kurulan Kapustin Yar da (49°KE, 45°DB) Sovyet uzay programının doğum yeridir. Kapustin Yar, Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’nın hedefi oldu. Gökçeada gök üssü de savaşta kritik olacaktır. 3-UUİ benzeri ile Çin Tiangong (göksel saray) uzay istasyonu kalıcı mürettebat ile 340-450 km yüksekte alçak dünya yörüngesindedir. Çinliler “çakma ay” bile yapmışlar esprisi bir yana Çin topraklarında ise hepsi düz arazi ve geniş görüş alanlı, seyrek nüfuslu bölgelerde 3 büyük uzay fırlatma üssü var. 1958’de inşası ile “Çin’in Uzay Uzun Yürüyüşü” başlangıç yeri sayılan Jiuquan uzay üssü (Gobi Çölü 41°KE,100°DB) yılda 300 gün fırlatma yapılacak iklime sahiptir. Üst, alt ve orta yörüngelere uydu göndermek için büyük yörünge eğim açılarına sahiptir ve orta uzun menzilli füzelerin testine imkân sağlar. Çin’in diğer uzay üssü 1968’de açılan, 1500 m. rakımda güneşle sekronize uyduların fırlatılması için uygun Taiyuan uzay üssüdür (38°KE, 111°DB). Diğer Çin uzay üssü 1970 yılında kurulan Xichang ise (27°KE, 102°DB) güçlü itişli roketler ve jeostasyon uyduları fırlatmak için açıldı. Halk, Xichang üssüne çok yakında yaşamaya devam eder. 4- ABD JFK Uzay Üssü (28°KE, 80° BB) ABD güneyindeki Florida doğusundaki Atlas Okyanusu kıyısında Merritt Adası’ndadır. Jules Verne’nin futuristçe 1865 yılında yazdığı “Ay’a Seyahat” kitabında uzay üssü kurulması olarak önerdiği yer de Florida’nın batı kıyılarındaki Tampa idi. Verne Ay’a gidiş için dünya çapı yardımlardan bahseder. Verne’nin kitabına göre Osmanlı’nın ay takvimi ve Ramazan imsakiyesinde kullandığı ay dolayısıyla verdiği yardım payının (bir milyon üç yüz yetmiş iki bin altı yüz kırk kuruş-1.372.640), fersah fersah fazlasını bugün T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı veya TUA, Gökçeada Gök Üssü yapımı için verilebilir. Hatta Gökçeda Gök Üssü inşası ve fırlatma maliyetleri yani yerlilik, gökmenlerimizin ve TÜRKSAT’larımızın yaban ellerdeki fırlatma maliyetinden daha ucuza gelebilecektir. Bu da tasarruftur. ABD’de California Vandenberg (34°KE, 120°BB) ve Edwards (34°KE, 117°BB) ile Virginia Wallops Adasında (31°KE, 71°BB) 3 uzay üssü daha var. Oksijen tankındaki patlama ile ciddi hasar aldığı için 11 Nisan 1970’teki Ay seferini tamamlayamayan Apollo 13 uzay aracındaki 3 astronottan biri olan John L. Jack Swigert’in “Houston, We have a problem” mesajı ünlüdür. Houston neresi? Johnson Uzay Merkezi, Houston/TX’da 1961’de kurulan NASA uzay uçuşu eğitimi, araştırması ve uçuş kontrolünün yürütüldüğü yerdir. ABD Başkanı John F. Kennedy’in, 12 Eylül 1962’de Bu Houston’daki Rice Üniversitesi’nde “Ulusun Uzay Çabaları Üzerine” ya da konuşmadaki kolay olduğu için değil zor olduğu için 10 yıl içinde “Ay’a gitmeyi seçiyoruz” cümlesiyle tanınan konuşması var. Houston’da NASA merkezi kurulması sürecinde tüm ABD içinde yer seçimi kriterleri şunlardı; “büyük mavnalarla su taşımacılığına erişim, ılıman iklim, her hava koşulunda ticari jet hizmeti, destekleyici teknik olanaklara ve işgücüne sahip köklü sanayi kompleksi, kültürel bir çekici topluluğa yakınlık, yüksek öğrenim (ki Rice Üniversitesi arazisi), güçlü elektrik tesisatı ve su kaynağı, en az 1.000 akre (400 ha) arazi ve belirli maliyet parametreleri.” Teksas’ın yerel siyaseti de Houston’un seçilmesine etki etmişti. Kuruluş yerine ilginç bir örnek: Paulo Coelho’nun “Simyacı” kitabında Afrika’da, galiba Fas veya Cezayir’de, bir yokuşun tepesine billuriye işletmesi açılır ve çok satış yapar. Çünkü işletme için lokasyon olarak seçilen bu yokuşu çıkıp terleyenler bu kristal bardaklardan ikram çayı içince “ooh bu bardaklarla içilen çay güzelmiş” deyip kristal bardakları kapışmışlardır. Ay’a gitmek için terlemek de aynı mantık olabilir mi? 5 Japonya Uzay Araştırma Ajansı JAXA’nın uzay fırlatma üssü Japonya’nın en güneybatısında 1969’da kurulan Tanegashima Uzay Merkezi’dir (30°KE, 130°DB). Carl Sagan’ın aynı adlı romanına dayanarak 1997’de çevrilen “Mesaj” filmindeki Hadden Endüstri şirketinin JFK uzay üssünde fırlatmaya yapılan suikast sonrası, uzay aracı için yedek gizli inşa yeri Japonya Hokkaido adasıdır (43°KE, 142°DB). Filmde SETI çalışanı Judie Foster (Dr. Ellie Arroway) Hokkaido’dan kalkıp, solucan deliklerini geçerek Vega yıldızına gider (belkide rüyasında gittiğini sanır). Vega’da merhum babası kılığında bir uzaylı ile cennet gibi sahilde yürür, konuşur. ABD’de New Deal’de 1936’da inşa edilen Hoover barajı suyu ile ve sudan üretilen elektrikten klima sayesinde çölde sıfırdan Las Vegas gibi vaha, kumarhaneler merkezi yaratıldı. Çin atasözü gibi “upuzun yolculuklar küçücük adımla başlar.” 1990’larda Türkiye’de iyi yönetilmediği için kapatılan kumarhanelerin KKTC öncesi Gökçeada’da toplanması düşünüldü ama olmadı. 1996’daki Susurluk kazasının bu kumarhaneler için Türkiye’de yer seçme fizibilitesi sürecinde gerçekleştiği iddia edilir. Aslında Gökçeada’da gök üssü inşası da yüksek risk yüksek getiri ile kumar sayılabilir. Adalar genelde su kıtlığı yaşar ama Gökçeada 1 büyük ve birkaç küçük barajı ile nispeten su sorunu yaşamaz. Ama Gökçeada’da bazen aşırı yağmur ile sel olur ve eğer Gökçeada Gök üssü inşa edilecekse bu üs için olası sel, hatta deprem tedbirleri de alınmalıdır. 6-Fransız Guyanası Kourou’da 1964 yılında kurulan Ulusal Uzay Araştırmaları Merkezini Avrupa Uzay Ajansınca da kullanır (5°KE, 52°BB). Burası, GEO fırlatmaları için çok uygundur ve ekvatora yakın konumu, doğuya doğru fırlatmalar için Cape Canaveral’a göre ’lik yük avantajı sağlar. Guyana’nın kıyı şeridi, ilginçtir hem ekvatoral hem de kutup/güneş eşzamanlı rotalara fırlatmalara olanak tanır ve 100,5°’ye kadar eğimler mümkündür. Fransa, 1947’de Cezayir’de “Merkezi Özel Silahlar Arası Denemeler” veya “Hammaguir” adlı uzay fırlatma ve balistik füze test tesisi kurmuştu (31°KE, 8°BB). Sahra Çölü ortasındaki uzaklığı ve Fransa ana karasına göre Ekvator’a nispi yakınlığı, Hammaguir’i füzeler ve yörünge roketleri için cazip fırlatma alanı yaptı. Fransa Hammaguir’i 1967’de bağımsızlığını kazanan Cezayir’e devretti. 7-Portekiz Uzay Ajansı, 2025 yılında Lizbon’un 1400 km batısında Kuzey Atlantik Okyanusu Azorlar -Santa Maria adasında (36°KE, 25°BB) ilk uzay limanı inşası lisansı verdi. 1898’de ABD turnesinden dönerken batan gemide vefat eden güreşçi Koca Yusuf’un mezarının Azorlar’da olduğu sanılıyor. 8-Kanada 2025’te özel NordSpace uzay üssü inşasına başladı. Newfoundland adası (46°KE, 56°BB) ve Labrador’daki Atlantik Uzay Limanı Kompleksi (ASX), 46-100° KE eğilimleri ile Ekvator’dan kutuplara kadar yörüngelere fırlatmak için stratejik konumdadır. ABD Başkanı Donald Trump’un 2025’lerde Grönland’ı Danimarka’dan satın alma fikri, kuzey kutbunun gelecekte hem dünya üzerindeki özellikle gemicilik lojistiğinde hem de uzaya lojistikte kritik olacağının ayak sesleri gibidir. 9- Elon Musk’ın Space X şirketinin roket üretim ve uzay fırlatma üssü Starbase, ABD güneyi Teksas-South Padre Adası (25°KE, 97°BB) yanındadır. Teksas’ın en güneydoğusundaki bu Boca Chica bölgesindeki Starbase 20 Mayıs 2025’te resmen kent oldu. Ekonomik ömrü dolan uyduların vs uzayda alçak dünya yörüngesindeki enkazları, çöpleri de sorundur. Gökçeada, Gök üssünün olumsuz dışşallıkları ile “fedakarlık-kurban bölgesi-nemo noktası-uzay aracı mezarlığı” olabilir ama paradoks olsa da gök üssü inşasının olumlu dışsallığı ile Gökçeada Starbase (Yıldız Üssü) gibi şirket kasabası veya bu uzay enkazlarını işleyen geri dönüşüm için “bolluk bölgesi” de olabilir. Zaten Gökçeada’nın kuzeydoğusunda, sadece adı park olsa da, Gökçeada Su Altı Deniz Parkı da Gökçeada Yıldız koyundadır. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un “Blue Origin” adlı uzay şirketi de Florida dahil farklı yerlerden uzaya fırlatma yapıyorsa da kendi yörüngealtı uçuşlar için uzay üssü ABD’de Teksas eyaleti Culberson’dadır (31°KE,104°BB). C. Davenport’un “Uzay Baronları” kitabında Bezos’un Culberson’daki bu üssün arsasını satın almak için yaptığı inceleme esnasında geçirdiği helikopter kazasını da anlatır. 10- Her ülkenin kendi hava sahası var. Uzayın, 100 km yukarıdan sonra başladığı kabul edilir. 100 km altı yörünge altıdır. 100 kmden yukarısı için Türkiye’nin de onayladığı 1967 tarihli BM “Dış Uzay Antlaşması” ya da resmi adı ile “Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil, Dış Uzayın Keşfi ve Kullanımında Devletlerin Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler Antlaşma”sına göre “uzay, tüm devletlerin keşfi ve kullanımı için serbesttir.” Türk “Plan-S Uydu ve Uzay Teknolojileri A.Ş.”, Space X, Blue Origin vs özel şirketler bu antlaşmadaki “devlet” dışı oyunculardır. Bu antlaşmadaki nişi görüp Uranüs’ten arsa belgesi satan bireysel girişimciler bile olmuştur. Sıra, Müşteri (Jupiter) gezegenindeki olası-varsa! müşterilere dünyadan, özellikle mukayeseli üstünlüğümüz “su” vs. herşey satmak olabilir. Türkiye’de Yıldız Holding’e bağlı Ülker çikolata fabrikası var. “Samanyolu” adlı çok sevilen bir şarkımız var. İşte bu Milkyway’a (Samanyolu’na) Türk sığırlarının milk yani sütü de satılabilir mi? Astronomi de Gastronomi! gibi. Türkiye’nin 2006’da katıldığı 1976 tarihli BM “Dış Uzaya Fırlatılan Objelerin Kayıt Sözleşmesi”nin de 72 üyesi var. Türkiye bu 1976 tarihli sözleşme’ye katıldığında, Sözleşme’nin Kıbrıs’ta yürürlükte olmasını amaçlamadığını dolaylı belirten beyanname sundu. Kıbrıs, 21 Haziran 2007’de beyannameye itiraz ederek, Sözleşme’yi Türkiye’de yürürlükte olarak tanıyacağını belirtti. Dünya yörüngesi veya ötesine fırlatılan tüm uydu, sonda, iniş araçları, mürettebatlı uzay araçları ve uzay istasyonu uçuş unsurlarının ~ ’i BM’e kaydedildi. Virgin Galactic de, Spaceshipone uzay araçlarının yörünge altı uçuşlarını L.A. - Las Vegas arasındaki Mojave Çölü’ndeki Hava ve Uzay Limanından (35°KE,118°BB, rakım 854 m.) yapmıştı. 11-Güney yarımkürede Avustralya, Woomera’daki küçük uzay üssünü (31°GE, 136°DB) Asya uzay işletmelerinin küçük uydu ve uzay tabanlı hizmetlerinin fırlatmasında önemli pay almak için açtı. Woomera’nın avantajları arasında kutup yörüngesine erişim, seyrek yerleşimli alt menzil, mevcut altyapı ve büyük ölçüde bulutsuz hava olsa da fırlatma programı başlatılmadı ve üs atıl gibidir. 11-Andøya Uzay Merkezi; Norveç Nordland’da Andøya adasında roket fırlatma sahasıdır (69°KE,16°DB). Andøya Uzay Limanı, küçük uydular için ilk Avrupa fırlatma üssü olmak için 2018 yılında proje olarak kuruldu. Andøya’dan, kutup veya güneş eşzamanlı yörüngede fırlatılması planlanan uydular çoğunlukla dünya gözlem ve iletişim amaçlıdır. Norveç şirket kasabası Ny-Ålesund ise dünyanın en kuzeyindeki işlevsel sivil yerleşim yeridir (79°KE, 11°DB). Ny-Ålesund’daki dünyanın en kuzeydeki fırlatma sahası Svalbard Roket sahasının koordinatları dünyanın manyetik alanını araştırmak ve kutup çanaklarına, yarıklarına ve çanaklarına sondaj aletler- roketler fırlatmak için çok uygundur. Amerika, Japon ve Norveç kullanır. Ny-Ålesund, kolay erişilebilirliği nedeniyle en uygun konum olduğu Manyetopoz ve Kuzey Işıkları’nı incelemek için de kullanılır. 12- İspanya’nın 1957’de kurulan Torrejón Hava Üssü hem önemli bir İspanyol Hava ve Uzay Kuvvetleri üssü hem de Madrid-Torrejón Havaalanıdır (40°KE, 3°DB). 13- Brezilya’nın güney yarımküredeki Alcântara Uzay Merkezi (2°GE, 44°BB) 1982 yılında inşa edildi ve Ekvator’a en yakın fırlatma üssüdür. Guyana Uzay Merkezi tarafından paylaşılan bir özellik olan jeosenkron uyduların fırlatılmasında önemli avantaj sağlar. 14- İtalyan Uzay Ajansı’nın da güney yarımküre de Kenya’da Luigi Broglio Malindi Uzay Merkezi (2°GE, 40° DB) var. Ekvatora yakın olduğu için fırlatmalar için enerjik açıdan elverişlidir. Eski bir petrol alanı idi. Yer istasyonu hala uydu iletişimleri için kullanılıyorsa da, fırlatma sahası olarak kullanılmıyor. Dünyadaki uzay üsleri bilgileri bu kadar. İşte Gökçeada’da da en azından butik KOBİvari gök üssü kurulması da Türkiye’nin küçük ve orta büyüklükte uzay araçlarının uzaya ucuz ama kaliteli fırlatılmasında hizmet ihracatı olarak dünyada mukayeseli üstünlük katkısı verebilir. Keza Gökçeada Gök Üssü, yerli uydu yapımının mütemmim cüzü olan bu yerli uydularının fırlatılmasında dışa bağımlılığı azaltıp ve Gökçeada’nın makus sürgün yeri olma talihini, tarihini kırabilir. Niye makus talih? Gökçeada’nın organik tarım ve cittaslow hevesindeki gibi sakinlik mi iyi bir şey yoksa gelişmişlik mi iyi bir şey sorusu ceteris paribustur. Türkiye’de iki Boğaz var. İstanbul Boğaz’ındaki İstanbul çok gelişmiş iken Çanakkale Boğazı’ndaki Çanakkale’nin daha kadim Troy antik kenti yanı başında olmasına rağmen çok gelişmemesi şu nedenlerden olabilir: Çanakkale barışın kenti değil de, 1915 Çanakkale Savaşları ve Homeros’un İlyada’sındaki Troy Savaşı mazisi ile cenkkale yani savaşın kenti olması veya 12 Eylül’deki Zincirbozan, Hamzakoy gibi ve 1600’larda Osmanlı’ya isyan ettiği için Çanakkale Gelibolu’ya sürülen Sabatay Sevi gibilerin sürgün yeri olması. Gökçeada ve Bozcaada da, Osmanlı zamanı yanında T.C zamanında da sürgün yeri olarak da kullanıldı. 1960’larda da Gökçeada’daki azınlık Rum vatandaşlar da kendilerinin Gökçeada’dan ayrılmaya neden olunduğunu iddia ederler. Aynı Rum vatandaşlar tekrar Gökçeada’ya dönmeye başladılar. Bu okuduğunuz bildiri dağınık gelirse uzay zaten kaos içindeki bir düzendir. Bu kaostaki ortamda Nasreddin Hoca’nın “ona da dokunmamış buna dokunmamış” durumuna düşmemek için ceteris paribus’tan kaçınılmaya çalışıldı. James Bond 007’in “çalkalanmış ama karıştırılmamış” repliği düstur alındı. Farklı fikirler zaten raşomondur. “Herkes aynı şeyi düşünüyorsa kimse bir şey düşünmüyordur” sözünde olduğu gibi “ilerme-gelişme fikirlerin çatışmasından doğar.” Mevlanâ da Mesnevi’de “cemiyet parakendedir” der. Nitekim Gökçeada demografisi tam parakendedir. Şöyleki; Gökçeada Türk, Rum, Kürt, iskanla adaya gelen Siirtli, Ispartalı, Vanlı, Trabzon’lu, asker, memur, öğrenci, turist ile tam erime noktası, kozmopolittir. İşte, varsalar, uzaylı komşularımız UFO’ların da karışması ile Gökçeada halkının kozmopolitliği iyice artabilecektir. Bu farklı kökenli Gökçeada’lılara “gök üssü” yapılsın mı, istermisiniz diye anket yapılsa biz Türklerin uzay deyince Mustafa Topaloğlu’nu hatırlamak refleksi ile sonuç yüksek olasılıkla “istemezük” ile “hayır” yani veto çıkabilir! Hayır da hayır var mı ayrı tartışmadır. T.C. son Başbakanı Binali Yıldırım’a 2017’de ÇOMÜ’de fahri doktora tevdi edildi. Yıldırım, gemi inşaatı mühendisi olarak İstanbul Camialtı tersanesinde Gökçeada için gemi inşası projesinde çalışmıştır. Yıldırım, Gökçeada’da yeni liman isteyen kendi partisinden belediye başkanına “hayır gerek” yok demişti. Yıldırım, Gökçeada’da uzay gemilerinin fırlatılacağı uzay üssü kurulmasına ne der acaba? Carl Sagan “bilimin özü otoriteye inanmamaktadır”, der. İşte bir otorite-statüko olan halka yapılan anketler ve Binali Bey Gökçeada’da gök üssü yapılmasına “hayırlı olsun” değil de “istemezük, hayır” dese de Say kanunu ile “her arz (uzay üssü) kendi talebini yaratabilir.” Gök üssü inşası başladığında kervan yolda düzülebilecektir veya istim arkasından gelebilecektir. Mevlanâ “talebin ne ise, sen O’sun”, der. Türkiye’de talep uzay ise, uzay üssü de bu talebin ikamesi değil tamamlayıcısıdır. İşte kalkınma planlarımıza uzay üssü yapılması eklenmelidir. Pratikte ne kadar uygulanıyor bilinmez ama Gökçeada da Citta Slow (sakin şehir) ve organik tarım vurgulanır. Gökçeada Gök üssü; citta slow, organik tarım ve doğaya zarar verebilir. Öyleyse kazan-kazan aranmalıdır. Florida JFK Uzay Üssündeki uzay fırlatmalarını bazen binlerce turist izler. Gökçeada’da da sörf, deniz turizmi yanında uzay turizmi kapsamında uzaya fırlatmayı izlemeye gelecek turistler olabilir. 29 Mart 2006’da Antalya’daki tam güneş tutulması pek çok turist çekmişti. Ornitolog benzeri astronotlog yani uzay fırlatmaları izleyicilerin oluşturacağı olası aşırı turizm yerele para kazandırabilir ama yerelin sakinliğini bozması da olasıdır. 27 Ağustos-7 Eylül 2025’te Gökçeada Havalimanında TEKNOFEST-Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında 2025 Savaşan İHA Yarışması oldu. Bugün olmayan Dardanel Air, Çanakkale-Gökçeada arası küçük uçakla yolcu taşımıştı. 1994’te ÇOMÜ adına burslu yüksek lisans eğitimi için ABD’ye giderken THY uçağının İstanbul’dan kalkışından ~10 dakika sonrası Gökçeada’yı uçaktan ilk kez görmüştüm. 2006-2012 tarihlerinde ÇOMÜ Gökçeada MYO’da öğretim görevlisi iken Çanakkale-İstanbul uçağını kullandım. Bugün Gökçeada Havalimanı uçuş olarak neredeyse atıldır. Gök üssü bu havaalanına yapılabilir ama bu gök üssünün de tabii ki âtıl kalma olasılığı da var. Gökçeada’da 1960’larda Kıbrıs Meselesinde açılan açık hapishane kampüsü de bugün metruktur. İşte Gökçeada’da gök üssü kurmanın teknik, finansal-ticari ve pazari hukuki araştırmasını içeren fizibilitesi ve artı eksileri, olumlu olumsuz dışşallıkları incelenebilir. Örneğin Gökçeada’nın deprem bölgesi olması nedeniyle sismik etüd ve olası deprem tedbirleri de dikkate alınmalıdır. Gökçeada gök üssü kurmanın Lozan antlaşmasına göre durumuna da bakılmalıdır. Gelibolu’lu Piri Reis’in Kitâb-ı Bahriyye kitabındaki Bozcaada özellikle İmroz hakkındaki şu tasvirinden de yararlanılabilir; “İmroz Adasının çevresi 50 mildir. Ada uzun dağdır. Bu dağın gün batısı alçak, gün doğusu yüksektir. Buradaki Kefalos burnundan Rum elinde Ece ovası sahili 15 mildir. Burnun uç kısmı sığdır. Dikkat etmelidir. Lodos tarafında (kömür limanı) denen bucak poyrazda yatak yeridir. Ama lodosta çekinmek gerekir…” Roketleri uzaya fırlatırken önce katı yakıt kullanılırken sonra sıvı yakıt kullanılmıştır. 1926’da sıvı yakıtlı roketleri üretme öncüsü olduğu için Robert H. Goddard’a roketlerin babası denilir. Gelecekte, gölgedeki gizli güçteki nişin değerlendirilmesi gibi üretilebilecek yepyeni hangi yakıt, enerjiler icat edilebilir? Gezeravcı nasıl Musk’un SpaceX şirketi ile UUİ’e gitti ise Musk, Türkiye’de Tesla oto satış isteğine, Space X’in know-how’u ile Gökçeada’da gök üssü kurma için yabancı yatırımcılığını da ekleyebilir. İşte T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TUA tarafından Gökçeada’da gök üssü inşası fizibilitesi için Gökçeda’yı daha iyi tanımak yanlış, metruk yatırım riskini de azaltacaktır. Günümüzde çocuklarına “Ada” ismi modadır. 2006’da Gökçeada’ya tayinim çıktı, sürüldüm, deyince 6 yaşındaki yeğenim Mete merakla “ada ne?” demişti. İngilizce “island (ada): izole edilen toprak”tır. Don Kişot kitabında Don Kişot’un sadık silahşörü-yaveri Sancho İspanya’nın ortasındaki Barataria Ceziresinin valiliğini artık bıraktım deyince arkadaşı Ricote, Sancho’ya kızar; “Sus Sancho,‘cezireler denizin ortasında olur; karada cezire olmaz.” ABD JFK (29° KE, 81° BB), Japon Tanegashima (30° KE, 131° DB) ve Kagoshima (31°KE, 131° DB) uzay üsleri adadadır. Hindistan’da iki uzay fırlatma üssünden biri güneybatıdaki Thumba Ekvator Roket Fırlatma İstasyonu (8°KE, 76°DB) konumu ile düşük irtifa, üst atmosfer ve iyonosfer çalışmaları için idealdir. Hindistan Uzay Araştırma Örgütünün (ISRO), polar uydu fırlatma aracı ve jeosenkron uydu fırlatma aracı gibi çok aşamalı roketlerle uyduların fırlatıldığı Hindistan’ın güneydoğusunda Hint Okyanusu kıyısında Sriharikota adasındaki Satish Dhawan Uzay Merkezi de (13°KE, 80°DB) var. Sriharikota’nın ekvatora yakınlığı doğuya doğru fırlatmaları kolaylaştırır ve dünya dönüşünden ekstra merkezcil kuvvet sağlaması nedeniyle seçilmiştir. İyi bir fırlatma azimut koridoru, güvenli bölge için geniş ıssız alan, Sriharikota’ı ideal uzay üssü yapar. Sriharikota Adası güneybatı hem de kuzeydoğu musonlarından etkilenir, ancak yoğun yağışlar yalnızca Ekim ve Kasım’da olduğu için açık hava statik testleri ve fırlatmalar için bol miktarda açık gün vardır. Gökçeada da Kuzey Ege’de adadır (40°KE, 26°DB). Gökçeada’nın 20 deniz mili güneyi Bozcaada’da gök üssü için alternatif olabilir. Zaten 2025 tarihi itibarı ile T.C Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının Türkiye’deki 14 adet “hava kampüsü”nden biri Bozcaada’da gözükür. Rüzgâr güllleri-RES yatırımları da olan Bozcaada için şöyle denirmiş; “Tanrı, Bozcaada'yı insanlar uzun ömürlü olsun diye yaratmış.” Açık hava, gök üssünden fırlatmayı kolaylaştırabilir ama gök üssü sanayileşmedir. Sanayileşme de Hipokratın “havası güzel yerde yaşayın” sözünü çürüterek güzel havayı kirletebilir. “Kesin doğru yok” misali Nasreddin Hoca’nın “sende haklısın, sen de, sen de” demesi gibi Montaigne Denemeler’inde “bana doğru gelen yanlış gelmesin”, der. İşte sanayinin olumsuz dışsallıkları da var, okey. Ama Çanakkale Seramik’in sahibi merhum İbrahim Bodur “ticaret bireyi, sanayi toplumu zengin eder”, der. İnsanlarda iş, aş ister ki. İlginçtir uzayda Müşteri (Jüpiter) ve Uranüs gezegenleri var. Haberleşme uydularının neredeyse tümü Ekvator üzerinde sabit kalarak döner, jeosenkrondurlar. TÜRKSAT uydularımız da Ekvator’un 36.000 km- 42.000 km yukarısında 42°-50°DB’dadırlar. O yüzden Ekvator’a daha kısa uçuş ile daha az yakıt maliyetle varılsın diye uzaya fırlatma üslerinin enlemleri düşüktür. Şehirlerin gece yaydığı ışık kirliliği, gök gözlemini engellemesin diye ÇOMÜ Ulupınar Gözlemevi gibi rasathaneler de şehirden uzak kurulur. Uzaya fırlatılan roketler genelde Dünya’nın batıdan doğuya olan doğal dönüşünden yararlanmak için dünyanın doğuya dönüş yönünde fırlatılırlar. Doğuya fırlatmalarda (prograd), bu dünya dönüşünden gelen hız artışı (1600 km/saat) desteği roketleri yörüngeye daha verimli, daha az yakıtla ulaştırır. Batıya doğru fırlatmalarda (retrograd) daha çok yakıt gerekir. Buna rağmen, geçmişte, İsrail, birkaç yörünge uydusunu batıya fırlattı. Çünkü İsrail’in 2025’teki saldırıları bir yana, geçmişte doğuya fırlatsa idi bu komşularına saldırı algılanabilirdi. İşte İsrail, Akdeniz’in doğusu Palmachim Hava Kuvvetleri Üssünden, menzil güvenliği nedeniyle geriye doğru kalkışları, geçmişte, sınırlandırmıştı. Gökçeada Gök Üssü de, ilişkilerimizin hassas olduğu batımızdaki Yunanistan’a doğru değil ülkemize yani doğuya doğru fırlatma için uygundur. Dünyadaki uzay üslerininden enlem-boylamı Gökçeada’dan fazla olanlar varsa da yine de Gökçeada’da gök üssü için enlem fazla denilirse kutup yörüngeli uydular fırlatılabilir. Einstein “dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır,” der. Göğe, dini amaçla veya su aramak için de gidilebilir. Batlamyus’un dünya evrenin merkezi sözünü ve Kopernik’in güneş merkezdir düşüncesini, Vatikan İncil’e aykırıdır diye kabul etmedi. Aynı Vatikan ancak 500 yıl sonra 1992’de kabul etti. Galilei’le de “kabul etmeseniz de dünya dönüyor (E pur si muove)” demişti. İşte uzaya gitmenin amacı dünya dönüyor mu, düz mü, evrenin merkezi mi değil mi teyit için de olabilir. Eski Ahit İşaya 58/14 “seni evrenin yüksek yerlerinde gezdiririm” derken Yeni Ahit Matta 6/20 ‘de “göksel hazineler biriktirin” der. Bezos’un Blue Origin uzay şirketinin uzaya gitme amacı şudur; Enerji dünyada sınırlıdır ama uzayda boldur. İşte Blue Origin’in uzaydaki amacı uzaydaki bu enerjiyi elde etmektir. Kızılderili’nin uzaylılara gönderdiği “bu astronotlara dikkat edin, topraklarınızı alacaklar” mesajı gibi uzaya belki carpetbagger’lık içinde gidilebilir. Nazım Hikmet’in 1961 yılında tam da Yuri Gagarin’in uzaya ilk insan olarak gittiği anda yazdığı “Kosmosun Kardeşliği Adına” şiirindeki dizeleri “...yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz onunla Tovariş diyecek.. ne üs kurmaya geldim yıldızına ne petrol ne yemiş imtiyazı istemeğe Kola-kola satacak da değilim selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına,” dese de Kenya’nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyatta’nın “beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı. İncil’i verip bizi uyuttular; gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı,” sözünün benzerini de gelecekte uzaylılar söylecek midir? İşte, Jonathan Hughes’in “Savaş, geçmişte modern ülkelerin en önemli ekonomik girişimi idi ve halen öyledir” sözü ve de Sun Tzu’un “Savaş Sanatı” kitabının “iş, savaştır” sözünü desteklemesi gibi uzaya barış için değil de savunma veya savaş yani ekonomi içinde gidilebilir. Nitekim E.T. barışçıl ama Orson Wells’in Marslıların dünyalılara saldırdığı ve ABD’de gerçek sanılıp panik yaratan radyo draması “Dünyalar Savaşı” (1938) var. Bakara Süresi 2/ 216’de “Size zor geldiği halde savaş üzerinize farz kılındı. Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz bilmezsiniz,” ayeti var ve Orwell’in disütopyası “1984” de “savaş, barıştır” der. ABD Başkanı Trump, 2025 yılında Savunma Bakanlığı ismini Savaş Bakanlığı olarak değiştirerek dünyada ve uzayda savaş mı yoksa barış mı istemektedir? İtalyan Ludovico Ariosto’nun 1532’de yazdığı “Orlando Furioso (Çılgın Orlando)” epik şiirinde İngiliz şövalye “Astolfo”, Hızır İlyas’ın yanan Atlı Arabası ile Ay’a gider. Niye? Çünkü efsâneye göre yeryüzünde kaybolmuş her şey Ay’da bulunur. Shakespeare’,in “Venedik Taciri” kitabında “keşke göklere uçup bir güç edinseydi” ibaresi var. İşte, yoksa, uzaya ve/veya Ay’a, ölmeden önce sağ olarak herşey yanında bu hazineleri ve gücü almak için mi gitmek istiyoruz? Aslında, hem Kuran-ı Kerim hem Tevrat’ta Mısır’da Sina çölünde aç-susuz İsrailoğullarına gökten indiği varsayılan men ve selvâ ile gök aynı yağmur gibi nimet kapısıdır da. Uzaya gitmenin amacı bu nimetler için de olabilir. ABD Başkanı John F. Kennedy, 12 Eylül 1962’de Rice Üniversitesi’nde 10 yıl içinde “Ay’a gitmeyi seçiyoruz” cümlesiyle tanınan konuşmasını şöyle bitirmişti “Yıllarca önce, daha sonra Everest Dağı’nda ölen büyük İngiliz kâşif George Mallory’e, neden oraya tırmanmak istediğini sorduklarında, ‘Çünkü orada’ demişti… Evet, uzay orada ve biz oraya çıkacağız. Ay ve gezegenler orada, bilgi ve barışa dair yeni umutlar orada… insanoğlunun şu ana kadar çıktığı en tehlikeli ve görkemli maceraya yelken açarken, Tanrı’nın yardımını diliyoruz.” O zaman uzay için vira Bismillah! Diğer yandan uzaya gidiş nedeni, uzayda bir yerlerde olabilecek olan bilgi “Levh-i Mahfûz”u okumak olabilir. Levh-i Mahfûz ya da uzaydaki bilgiler Douglas C. North’un, Ronald Heiner’den alıntıladığı gibi “daha az bildik” (Heiner’in tabiriyle) “yerel olmayan” enformasyonun daha ilerisi Z. Livaneli’nin de Cengiz Aymatov’dan alıntıladığı “yeryüzü aklı”nın da ötesi “dünyasal olmayan” enformasyondur. Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık semavi dindir. Uzaya gitmek “arşa arş”tır da. Kuran-ı Kerim’de pek ayette “Allah Arş’a kurulan” var. Nur 24 /42 “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dönüş de Allah’adır.” Babil Kulesi veya Firavunların piramitlerin inşası da Arş’taki Allah’a ulaşmak için uzay fırlatma üsleri mi idi? İbn Arabî’nin “Fusûsu’l Hikem (Hikmetlerin Özü)” kitabında Allah alemi yaratmadan önce neredeydi sorusuna Peygamberimiz der ki; “Allah, altında ve üstünde hava olmayan amâ’daydı.” “Amâ: ince bulut.” Hz. Muhammed başı açık yağmurun altında durur ve “yağmurun Allah ile ilgisi yenidir,” dermiş. Yağmur sel riskine rağmen genelde berekettir ve kuraklıkta eller semaya açılıp yağmur duası edilir. Ahmet Haşim’e göre, Hint’in dini kitabı “Vedalar”da göksel memelerinden akan sütten dolayı bulutların simgesel adı ineklerdir. “Musa: suyun getirdiği”dir. “Melekler Şehri” anlamı ile “Los Angeles” melekleri mi arıyor? Keza “Mars’ı işgal et” yazılı tişörtler giyen SPACE X sahibi Musk da Mars’ta su ararken, SETI, NASA göğe yükseltilen Hz. İsa’yı veya amâ’daki Allah’ı mı aramaktadırlar? Bu bildiri yazarı da Arş’a arşı şu nedenlerle ister; 1- Cennete uçabilmek, 2- “Mesaj” filmindeki gibi Rahmetli Anne ve Babamı görebilmek ve 3-herşeyin yazılı olduğu “Levh-i Mahfûz”u okuyabilmek için. Enbiyâ 21/30.ayet “biz her canlı şeyi sudan yarattık” derken mekânı gök olan “amâ” (ince buluttaki su) kastedilmiş olabilir. Hûd 11/7 “..O (Allah)...henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve 6 günde yaradandır.” Akif’in şaheseri İstiklal Marşımız’da da “…Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım” dizeleri var. Kuran-ı Kerim’de Hz. Muhammed’in İsra, Miraç’a çıkış mucizeleri var. Hz. Muhammed’in bu esnada uzay gemisi sayılabilecek Burak adlı bineğe bindiğine inanılır. Keza Kuran-ı Kerim’de anlamı yükselme olan Me’âric 70/1-3.ayet; “yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek ..azab” denir. Duhân 44/ 2-3. vs. ayetlerde de “nüzul” (iniş) ifadeleri var. Yani ayetlerde hem yükselme var hem iniş. Me’âric 70/4; “Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir,” denir. Secde 32/5; “Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir.” Yukarıda “uçmak: cennet” dendi. “Herkes Cennete gitmek istiyor ama kimse ölmek istemiyor” sözü gibi Cennete gidebilmek için ölerek göğe son yolculukla uçmak gerekir. İşte, yine de Türkiye’nin en kuzey-batısı Gökçeada 40°KE, 26°DB koordinatları ile dezavantaj denip Gökçeada’nın kara veya denizinin üstünde Gök fırlatma üssü olmaz denirse UUİ işbirliği ile uzaydan dönenler için Gökçeada’nın kara ve denizi iniş üssü olabilir. Artuç’un 2018 yılında ÇOMÜ’de sunduğu “panspermia” bildirisine göre dünyaya yaşam uzaydan dünyaya düşen bir cisimden başlamış olabilir! İşte “düşmek yükselmektir” sözünü destekler şekilde Necip Fazıl Üstad tersine lojistiği vurgular gibi “Feza Pilotu” şiirinde der ki; “Bizimkiler ışığa gem vuranda binerler; Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler...” Peki, tamam dendi ve Gökçeada Gök üssü kuruldu. Zamanlama, JIT her şeydir. Öyleyse uzaya fırlatma ne zaman yapılmalı? Hz. İsa’nın, M.S.30’da 14 Nisan Cuma günü çarmığa gerildiğine inanılır. Kurân-ı Kerim Nisa 3/157-158 “Onu (İsa Mesih) kesin öldürmediler...Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir,” derken İncil Yuhanna 19:14 “İsa ölüme mâhkum ediliyor. 14.O gün Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü’ydü. Saat 12 sularıydı…” İncil’e göre Hz. İsa, çarmıha gerildikten sonra 3 gün mezarda kalıp, dirilir. Matta 12:40 “Yunus, nasıl 3 gün 3 gece koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da 3 gün 3 gece yerin bağrında kalacaktır.” İ. Hakkı’nın “Mârifetnâme”’sinde kıyamet alametlerinden biri “5: İsâ aleyhisselâmın Şam-ı Şerif’deki beyaz minâre üzerine inip Deccâl’ı öldürürek Muhammed aleyhisselâmın Şeriat ile amel etmesi”dir. 16 Temmuz 1969’da Ay’a ilk gidişte, gidildi ise!, ~ 400.000 km’lik yolculuk 3 gün süreceği için Apollo 11 uzay aracının fırlatıldığı anda Ay’ın olduğu yere değil de Ay’ın 3 gün sonra olacağı destinasyona göre fırlatılması Hz. İsa’nın 3 sonra dirilişinden mi esindir? Ra’d 13/2 “Allah gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten...” ile göğe direk-merdiven de yok. İşte roketin uzaya fırlatılması için en uygun zamanlara “fırlatma pencereleri” denir. Yukarıdaki bilgileri tekrar-totoloji pahasına hatırlatmak gerekirse Dünya ve hedef, Güneş etrafındaki farklı yörüngelerinde sürekli harekette, roket fırlattıldığında Dünya fırlatma rampası 1.600 km/saat hızla döner. Dünya, Güneş etrafında ise 107.000/saat km hızla döner. Gezegenlerarası uzay aracı, Dünya’nın gittiği yöne doğrultulursa, büyük avantaj sağlar. Ayrıca, Dünya kendi ekseni etrafında doğuya doğru döner. Ekvatorda, Dünya 1.675/saat km hızla döner. Yani roket doğuya fırlatılırsa, Dünyanın dönüş hareketinden büyük bir ivme daha kazanır. Hem Dünya’nın kendi eksenindeki dönüşü hem de Dünya’nın Güneş etrafındaki yörünge hareketini kullanarak, çok uzaktaki hedeflere ulaşırken yakıt ve de zamandan tasarruf edebilir! Nizamiye medreselerinin de kurucusu Nizâmülmülk, “Siyasetname”sini şöyle bitirir; “Dünyanın halini alim adamdan (ferzâne) sordum; ‘ya uyku, ya rüzgâr, ya da efsane’ dedi.” Homeros’un mitolojik-efsanevi İlyada’sında, yeri sarsan Poseidon (deniz tanrısı) Tenedos (Bozcaada) ile kayalık İmros (Gökçeada) arasında denizin taa diplerinde atlarını bağlar. Poseidon, Gökçeada’nın 14 deniz mili kuzeyindeki Semadirek’in en sivri doruğundaki sarp kayalardan Troy savaşını seyreder, sonra aşağılara iner. Gökçeada Kuzulimanı’nda Kaşkaval (at peyniri) kayalıkları var. Bugün Fransa’da sergilenen ünlü Nike Semadirek’te bulunmuştu. Yine İlyada’da Troy ovalarından otlayan 10.000 atı ile en zengin Erichtonis’ten ve Poseidon’un atlarından dolayı Çanakkale’de “Troy Konkurhipik” (Hipodrom) kurulabilir. Mazide asla ve kat’a değişmez denen dogmalara bugün kahkaha ile gülünür. NY Times Gazetesi 1936’da şu başlığı atmıştı; “Bir roket asla Dünya atmosferini terk edemez.” Amaaa; Çince “uzun yolculuklar küçücük adımla başlar” sözü ve Rus roket bilimcisi K. Tsiolkovsky’ın “dünya insanlığın beşiğidir, ama insanlık sonsuza kadar beşikte kalamaz” ve “kaplumbağa yürümek için kafasını çıkarmak yani ilerlemek için risk almak zorundadır” ile haydi uzaya. S. Hawking göktaşı çarpması vs. dünyayı riskli kılar, o yüzden başka gezegenlere gidip yaşamı çeşitlendirmemiz gerek, der. Yani gezegenlerarasılık ile tehcir olmadan önce uzaya gönüllü hicret gerekir. Ama, eğer varsalar, komşumuz olan uzaylılar, muhacir olarak biz insanoğlunu sevip, kabul edecek mi yoksa UFO’lar düşmanımız mıdır? Museviliğin 10 emrinden biri komşunu sev yanında Yeni Ahit Matta 6/43’de komşunu da düşmanı da sevin ki göklerdeki olan Babanızın oğulları olasınız, der. Ancak Spinoza’nın ifadesi ile İbraniler kendi topraklarından hariç yerleri kutsalsız, pis, kayıp, rezalet ve refahsız kabul ederler. Kur’an-ı Kerim Sebê Süresi 34/19. ayette de Sebe halkı Allah’tan yolculuklarının arasını uzatması ister ama bu istek onlara zülm olur, darmadağın olurlar. Yani İbraniler ve Sebê 34/19. ayet küreselleşmeye olumsuz şerh koyar. O halde dünyayı bırakıp uzaya gitmek küreselleşme ötesi evrenselleşme olarak daha da mı kötüdür? Hatta uzaya gitmek isteği, inşallah şu ayetteki duruma düşmek gibi de değildir; Cin 72/8 “kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.” Ve 9 “Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkarsa, kendini gözetleyen yakıcı ışık bulur.” Shakespeare’nin “Venedik Taciri” kitabında “…Deniz krallığının göklere tüküren şahlanmış başı bile, engel olamıyor yabancı ruhların gelmesine..” ifadeleri var. Gökçeada gök üssü kurulmasına olası “istemezük” statüko direnişi aşılıp üs yapılsa da, bu üssün sonunda İstanbul Tophane’de 1577 yılında yapılan Takıyüddin’in rasathanesinin akıldışı iddialar ile yıkılışı veya Nuri Demirağ’ın 1940’lı yıllarda kurduğu Gök Okulu ve ürettiği uçaklarının önünün kesilmesi gibi olmaması dileğiyle. B. Russell, gerçeklemesi zor ise de, der ki; “dogmaların gerçekliğini araştırmak için, en bağdaşmaz görüşleri içeren kafa özgürlüğüne, izin verilmelidir.” Merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in “dün dündür, bugün bugündür” sözü “yüksek risk, yüksek getiri” ile “gelecek iyi de olabilir kötü de! Yarın ne olacağını bilmek zorsa da “yarın da yarındır” diye genişletilir. Uzay çalışmaları da bugün moda yarın demode olursa Gökçeada’da yapılacak gök üssünün, tabii ki, metruk/ ölü/ yanlış yatırım olarak yanılma olasılığı da var. Yine de Çanakkale Boğazını geçilir yapan 1915 Çanakkale Köprüsü nihayet yapılıp 2022 yılında açıldı ise gökkafes, mavi vatan gökyüzü parçası ile ve de gökçe ismi ile müsemma olarak Gökçeada’da gök üssü de YİD ile yapılabilir. İş adamı merhum Üzeyir Garih Çanakkale Köprüsü fizibil değil demişti ama ama İstanbul-2, Gökçeada’ya yakın Çanakkale Saros körfezinde kurulsun da demişti. Köprü ve bağlantı otoyolu yapıldı. Bu ulaşım kolaylığı ile Saros körfezi İstanbul-2 olma sürecine girdi bile. İşte C. Mackay 1851 yılında “Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar ve Kalabalıkların Çılgınlığı” kitabında niş pazar olarak “kimsenin bilmediği bir işi yapmak, ancak büyük avantajlar sağlamak” adlı balon şirket gibi olmaması ümidi ile Gökçeada’da gök üssü kurulursa, Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” kitabındaki “başkaların görmediğini görmeye zekâ, başkalarının bilmediğini bilmeyeyse ise dehâ denir,” sözü hatırlanabilir. Nasredin Hocanın dediği gibi “ya tutarsa!” Gökçeada gök üssü yapılmadan doğmamış çocuğa don biçmek gibi olacaksa da bu bildirideki öneriler Nasreddin Hocanın testi kırılmadan çocuğa attığı şamar misalinin olumlu proaktifliği gibidir. 1969’de Ay’a ilk kez gidildiğine inanılır. Watergate skandalında yalan söylemekten ABD’de azledilen ilk başkan olmamak için 1974’te istifa eden ilk başkan Richard Nixon 1969 yılında da başkandı. İşte böyle bir başkanın zamanında 1969’da Ay’a ayak basmanın doğruluğu bir yana NASA, eğer gittiyse, Ay’a fırlatma esnasında Ay’ın yeri değil de yolculuk 3 gün süreceği için Ay’ın 3 gün sonraki yeri menzil alarak Apollo 11 uzay gemisini fırlattı. Oku attım hedef oraya geldi! M.Hammer ve J.Champy’in Değişim Mühendisliği kitabındaki şu alıntı gibi; “satın alabileceğiniz teknoloji yeni değildir. Bu nedenle Wayne Gretzky Teknoloji Ekolüne inanıyoruz. 28 yaşında Ulusal Hokey Liginin en skorer oyunculuğu başarısı için Gretzky der ki;‘diskin (topun) olduğu yere değil, olacağı yere gidiyordum.’ Aynı şey teknoloji için de geçerlidir.” Bu top/disk fonksiyonundaki istikbal de göklerdedir ve bu istikbalin yeri de iyi kestirilmelidir. Dünyada en çok ölüm iş kazalarında olur. “Bir iş ters gidecekse, gider” Murphy Kanun’una göre de uzay üssü inşası ve fırlatmaları için şimdiden, olası arızalar, kazalar için uyarı önemlidir. Ama kaza ve kadere inanmak da imanın şartlarındandır. Yine de eski köye yeni adet getirme öneren bu “Gökçeada Gök Üssü” adlı bildiri Cemil Meriç’in “Mağaradakiler” kitabında Antole France’nin “Penguenler Adası” kitabından alıntısı “sonra bu yeni fikir ne oluyor? Terbiyesizlik” durumuna, inşallah, düşmemiştir. Oysa ÇOMÜ 2025-2026 Akademik Yılı Açılış dersini veren savunma sanayi ve uçak motorları üretimi de olan Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Osman Okyay dersinin başında yukarıdaki bahsedilen JFK sözüne benzeyen bir şekilde Kale grubunun kurucusu kayınpederi merhum İbrabim Bodur’un şu sözünü alıntılamıştı; “Kolayı herkes yapar, siz, zor, yapılmayanı yapmaya talip olacaksınız.” Okyay, Muhyiddin İbn Arabi’nin şu sözünü de alıntıladı; “İki iş arasında kararsız kaldığın zaman, nefse daha ağır geleni tercih et, zira nefse haktan gayrısı ağır gelmez.” Öyleyse Kale Grubu doğduğu Çanakkale’ye haklı katkı için Çanakkale’ye bağlı Gökçeada’da Gök Üssü kurulmasına yatırım yapabilir, yapmalıdır. Yine de Gökçeada’da göğe fırlatma-lojistik ve/veya tersine lojistik üssü merkezi-köyü kurulması halen saçma geldi ise Einstein’in “kulağa ilk başta saçma gelmeyen şeyden ümit yoktur” sözü var. Yararsızın bile yararı olabilir. Keza 1970 yılında Apollo 13’ün uzayda çıkan sorununun giderilip astronotların sağ kurtarılmasına nasıl “başarılı başarısızlık” denmiş ve B. Gates “haklı başarısızlıkları da ödüllendirin” demişse bu bildirideki “Gökçeada’da Gök Üssü kurulması” önerisi fikri de sadece hayalperestçe olup, gerçeklemez ise en azında düşüldü. Rahmetli Annem Rukiye Hânımın “çıkmaz sokaklara girmişin gene” sözünün aksine Gökçeada gök üssü gerçekleşirse “geleceği doğru tahmin eden- doğru söyleyen dokuz köyden kovulmayacak” aksine “haklı başarı” olacaktır. Bu bildiri, AI’nin futüristlik özelliği olduğunu düşünmediği için Gökçeda’da Gök üssü kurulsun mu diye AI’e sormadı ancak İngilizce çeviri için Google translate kullandı. Ama keşke Sivaslı Nuri Demirağ’ın Gök Okulu kurarak, belki de, canlandırmak istediği Sivas’taki Gök Medrese dursa idi de bu Gök Medrese’den Gökçeada gök üssü üzerine mütalaa alınabilseydi! Verne’nin 1865’te “Ay’a Seyahat” kitabında Florida’da uzay üssü kurulması futuristliği 104 yıl sonra 1969’da gerçekleşti. A. Berry ‘Bilimin Arka Yüzü” kitabında bilim kurgunun uzay uçuşu vs. çok şeyi önceden tahmin sicili daha iyidir çünkü bilim kurgu “özgürdür ve düş gücüne sahiptir,” der. Homeros’un yöremiz Troy’da başlayan mitolojik “Odysseus” destanı da var. Nizâmülmülk’ün “dünyanın hali efsanedir” sözünü destekler şekilde Odyssey kelimesi İngilizce sözlüğe “uzun ve serüvenli yolculuk” olarak geçmiştir. S.Kubrick’in de 1968 tarihli “2001:A Space Odyssey” adlı bilim kurgu filmi var. 1977’de NASA’nın dış güneş sistemine gönderdiği Voyager-I uzay sondası-uydusu 14 Temmuz 2022’de, Dünya'dan 23.381 milyar km (156.29 AU) uzaktadır. Voyager-I ve Voyager II üzerindeki Voyager Altın Plakları’nda Güneş Sistemi’nin bulunduğu yer ve Dünya’da müzik kayıtları, bilgiler gibi tüm dillerden selamlama ses kaydı var. Eğer varsa, olası uzaylılara gönderilen bu “dünyadan sesler” kayıtlarındaki Türkçe mesaj, 'Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabah şerifleriniz hayrolsun'dur. Bugün ne mesaj gönderirdik? İşte bilimin; mitoloji, edebiyat, bilim kurgudan esin örnekleri icazeti ile bu bildiri de literatür (ki literatür: edebiyat) alıntıları ile aşağıdaki gibi bitirildi. İ. Gonçarov’un Oblomov kitabı şu cümle ile biter; “Ştoltz dostuna işte bu okuduğumuz hikâyeyi (Oblomov) anlattı.” Bu bildiri de şöyle bitirilebilir “Gökçeada’da gök üssü inşası önerisi eğer ışınlama daha önce icat edilebilirse ilgadır, butlandır. Işınlama icat olur uzay üssüne ihtiyaç da batıl olur, geçersiz maliyettir.” Yine de Edison’un ampülü 1.000 denemede bulunca “999 kere nasıl yapılamadığını öğrendim” sözü gibi ışınlama ve/ veya zamanda ileri-geri yolculuk icatı, uzay üssü inşa fikri sürecindeki bir yan üründen doğarsa Dostoyevski’nin “Karamazov Kardeşler” (anlamı “Ademoğlu” olmalı) kitabını bitirdiği “Yaşa, varol Karamazov” gibi “Yaşa, varol Gökçeada Gök Üssü.” Bu Gökçeada gök üssü her nasıl nihayet olursa olsun, Vira Bismillah ve şimdiden Hayırlı ve Hayırlısı Olsun. Vesselam veya Don Kişot kitabının son kelimesi gibi Gökçeada Gök Üssü hakkında efemeris için “Vale.”

Anahtar Kelimeler: Araştırma, Arş, Efemeris, Fizibilite, Gökçeada Gök Lojistik- Ters Lojistik Üssü İnşası, Gökmen (Astronot), Gök Vatan, İstikbal, TUA, TÜRKSAT, UUİ

For Our Sky Homeland, Going to Space is a Must, and, Our Türkiye is Mature to Construct the Gökçeada Gök Logistics Base

“The future is in the skies,” Atatürk. Although Atatürk never flew, it’s a separate question whether Atatürk meant the sky or flying—heaven—with his futuristic remark. Because one can reach the sky by flying. In Turkish, “flying” also means “heaven.” Centuries after Hezarfen Ahmet Çelebi, since the first Turkish name was given to our grandparents the Göktürks, to Atatürk’s reference to the saying “the future is in the skies” rather than “we took our inspiration not from the sky or the unseen, but directly from life,” to Exupéry’s “The Little Prince,” to the Turkish astronomer who discovered planet B-612 in the 1920s, to our celestial religion, and most importantly, to our crescent-star flag, the Turkish Space Agency (TUA) was finally established in 2018. Personally, this paper was also a prerequisite for my destiny. Because, my name is Kutlay (meaning “happy month moon”), my zodiac sign is Aquarius, and my home is Sivas with Gökmedrese and I worked in Gökçeada for 6 years. Indeed, while pursuing a master’s degree in the US in 1995 on a YÖK scholarship, my visit to NASA’s JFK Space Center in Florida must have risen from my subconscious to my superconscious, giving birth to this paper. The main theme of this congress was developed as “local to global logistics,” and this paper, refuting the saying “the sky is the limit,” declared “local to space logistics.” In Turkey, the word “airplane” was first used to mean airport. To rhyme with the name Gökçeada, the word “Gök (sky)” was often used instead of “space.” Only 22 countries’ citizens have been to the International Space Station (ISS). Our first astronaut (gökmen) İlker Gezeravcı arrived at the ISS from the US JFK Space Centeron January 19, 2024, with the Space X Ax-3 mission aboard a Falcon 9 rocket. If Gezeravcı hadn’t been able to go, the backup gökmen was Tuva Cihangir Atasever. The space adventure of our these two gökmens is recounted in the TRT documentary “Beyond the Horizon.” Einstein said, “Imagination is more important than knowledge.” With the idea that everything is related to everything with the chaos or butterfly effect and with Einstein’s words “If a messy desk is a sign of a messy mind, of what is an empty desk a sign?” the brainstorming, speculative dream of this messy paper with omniscience, without the pressure of ceteris paribus and status quo, is as follows; Since Türkiye, with its Göktürks and crescent-and-star flag, has proven its genetic interest in space , and has proven its maturity with domestically produced UAVs, six TURKSAT satellites, and the celestial bodies and gökmens, it is essential for us to be surprised by space research and explanation and what will be found in space. Thus, since Türkiye is mature, march to the sky meaning the continued ability to reach space is essential. In fact, the “A” in TÜRKSAT 6A perhaps refers to “Arş” (Space) in Turkish. As one of the few countries in the world capable of domestically producing its own satellite, TÜRKSAT of Türkiye has proven its competence and maturity in space and satellite operations. Furthermore, with the slogan “TURKSAT Everywhere,” TÜRKSAT’s global reach should be further expanded to include a deeper exploration of space. There are vast niches in space that need to be filled. It’s essential to break free from our dependence on other countries’ launch bases to send our satellites, and future spacecraft into space, and develop our own space base know-how. To ensure the indispensable complement to launching satellites into space, the logistics of getting there and back (reverse logistics), and to maintain a comparative advantage in space competition with other countries, we must also have a domestically-owned space launch base and our reusable space rocket engines. Satellites must not sleep. So, where is the most suitable location for establishing a sky base in Turkey to fill its vast space? Gökçeada, at 40° north latitude and 26° east longitude. The future lies in the construction of the Gökçeada Gök (Sky) Logistics Base. ÇOMÜ’s two academic schools on Gökçeada and the Gökçeada Marine Research Unit of the Faculty of Fisheries at IU could support the construction of this base. Maybe Gökçeada should have been a “space company town” but Artuç & Genç has a paper called Gökçeada “The State Island”. Thus, Gökçeada’s the blue gök (sky), is a steel dome within the celestial homeland. Therefore, establishing a gök (sky) Base on Gökçeada, just below gök (sky), to reach and protect the celestial homeland would be true to the name Gökçeada. Gökçeada, located 14 nautical miles west of Kabatepe Port on the Gallipoli Peninsula in Thrace, is Turkey’s largest island with an area of 290 km² and is the westernmost of Turkey. The Allied Powers used Güzelcekoy on Gökçeada as a base for their warships for their unsuccessful landing attempt on the Gallipoli Peninsula and the Dardanelles during the 1915 Gallipoli Campaign. Gökçeada Airport is one of the 116 airports in Turkey. Turkish Airlines, may it not be harmed, is universal. A Turkish Space Lines (TUY) or Turkish Galactic could also be established. When everyone is told they’re going to the Moon, Temel replies, “We'll go to the Sun too,” and Dursun replies, “Hey Temel, you’ll melt like Icarus.” Temel replies, “We’ll go at night too.” While we don’t even have enough ayran to drink in terms of the physiological needs at the base of Maslow’s Hierarchy of Needs, space can be considered a luxury, a farce - something that doesn’t touch the ground (though the slogan of Teknofest is ‘the only festival that doesn’t touch the ground’). But to avoid falling into the trap of “everyone goes to the Moon, we'll go on foot,” or “everyone goes to Mersin, we'll go the other way around,” meaning to avoid falling behind everyone else, the feasibility of establishing a sky base in Gökçeada should be compared to space bases around the world. No reference is cited in the abstract.However, as of 2000, a total of 22 space bases in the world, 19 in the northern and 3 in hemisphere, are critical to this report. http://www.braeunig.us/space/center.htm. These 22 bases and the information (location selection, base coordinates, possibilities of being launched eastward to take advantage of the Earth’s rotation speed, etc.) of the countries that currently have space base plans can be a reference for the construction of the Gökçeada Gök (Sky) Base. Lessons should also be learned from bases that were built and then remained idle. Even if the Chinese are making a “fake moon”, that can be benchmarked too! The Gökçeada Space Base proposal is transparent. However, during the space race, the most crucial element of the Cold War, the USSR did not even show the coordinates of the Baikonur base on a map. In the 1950s, before sending humans into this space race, Russia sent a dog named Laika into space as a guinea pig (she died), while the USA sent a monkey. If the Gökçeada sky base is established, without neglecting the respect for animal rights, Gökçeada goats or Gökçeada sea fish can be sent to space to learn about space, without falling into the situation of “those sea creatures who are in the sea but do not know the sea” and “those people who are in the space but do not know the space.” Of course, We hope it is not perceived as an anchovy fish climbing a poplar tree. Russia’s Kapustin Yar Air Base near the Black Sea was targeted by Ukraine in the Russia-Ukraine war. The Gökçeada Gök Base will also be crucial in the war. In his futuristic 1865 book “A Trip to the Moon,” Jules Verne proposed Tampa, on Florida’s west coast, as a space base. Exactly 104 years later, NASA also traveled to the Moon from a location right around here with the Apollo spacecraft—if it ever did. Verne mentions worldwide aid for the lunar journey. According to Verne’s book, the Ottoman Empire provided aid for the lunar calendar and the month it used for Ramadan prayers (one million three hundred seventy-two thousand six hundred forty kuruş—1,372,640 kuruş), far more than the aid allocated by Verne could be allocated today to the construction of the Gökçeada Sky Base by the Ministry of Transport and Infrastructure, or TUA. In fact, the construction and launch costs of the Gökçeda Gök Base, in other words, domestically produced, could be cheaper than the cost of launching our Gökmen and TURKSAT systems abroad. This represents a savings. An interesting example of a location: In Paulo Coelho's book “The Alchemist,” a crystal factory opens at the top of a hill in Africa, presumably Morocco or Algeria. It sells well. When those who climb the chosen hill and sweat to drink complimentary tea from these crystal glasses exclaim, “Oh, these glasses taste good,” and they buy them up in droves. In the US, thanks to the water from the Hoover Dam, built in 1936 during the New Deal, and the air conditioning generated by electricity generated from the water, an oasis and casino hub like Las Vegas were created from scratch in the desert. As the Chinese proverb goes, “Long journeys begin with a single step.” In the 1990s, casinos in Türkiye, which were closed due to poor management, were considered for relocating to Gökçeada before the TRNC became a part of the Turkish Republic, but this didn’t happen. It’s claimed that the Susurluk accident in 1996 occurred during the feasibility study of selecting a location for these casinos in Türkiye. In fact, building a sky base on Gökçeada could be considered a high-risk, high-reward gamble. While islands generally experience water scarcity, Gökçeada, with its one large dam and several smaller ones, is relatively water-free. US President Donald Trump’s idea to buy Greenland from Denmark in 2025 is a clear indication that the Arctic will be critical to both Earth and space logistics in the future. Elon Musk’s enthusiasm for increasing Tesla car sales in Türkiye should be ensured through his investment in the spaceport in Gökçeada, using the know-how of SpaceX and Starbase. Musk’s SpaceX rocket production and space launch center, Starbase, is located near South Padre Island in southern Texas (25°N, 97°W). Located in Boca Chica, in the far southeast of Texas, Starbase officially became a city on May 20, 2025. Gökçeada, with its negative externalities of the Skybase, can be a “sacrifice-sacrifice zone-nemo point-spacecraft graveyard” but paradoxically, it can also be a company town or “area of plenty” like Gökçeada Starbase. Although Amazon owner Jeff Bezos’s space company, Blue Origin, launches from various locations, including Florida, its spaceport for suborbital flights is in Culberson, Texas, USA (31° N, 104° W). In his/her book “Space Barons,” C. Davenport recounts the helicopter crash Bezos experienced while investigating the purchase of land for this base in Culberson. Every country has its own airspace. Space is considered to begin at 100 km above. Below 100 km is suborbital. For areas above and beyond 100 km, according to the 1967 UN “Outer Space Treaty,” officially known as the “Treaty on Principles Governing the Activities of States in the Exploration and Use of Outer Space, Including the Moon and Other Celestial Bodies,” which Turkey has also ratified, “outer space is free for the exploration and use of all states.” Indeed, some individual entrepreneurs have spotted the loophole in this agreement and sold land certificates from Uranus. The next step could be selling everything from Earth, especially “water,” where we have a comparative advantage, to potential customers on the planet Customer (Jupiter). Or, one could try selling Turkish cattle milk to the Milky Way. Astronomy is like gastronomy! The 1976 UN “Convention on the Registration of Objects Launched into Outer Space”, which Turkey joined in 2006, also has 72 members. Approximately 88% of all satellites, probes, landers, crewed spacecraft and space station flight elements launched to Earth orbit or beyond have been registered with the UN. Establishing at least a boutique, SME-style (sky) Gök base in Gökçeada could contribute to Türkiye’s comparative advantage globally as a service export in the inexpensive yet high quality launch of small and medium-sized spacecraft. Similarly, the Gökçeada Gök Base could reduce Turkey’s dependence on foreign sources for the launch of these domestically produced satellites, an integral part of domestic satellite production, and break Gökçeada’s unfortunate history of being a place of exile. Or being exiled from Gökçeada. If this message you’re reading seems disorganized, space is already an order within chaos. In this chaotic environment, an attempt was made to avoid ceteris paribus to avoid falling into Nasreddin Hodja’s “he left this one untouched, he left that one untouched.” James Bond 007’s line, “shaken but not stirred,” was adopted as a motto. Differing ideas are already a rashomon. As in the saying, “If everyone thinks the same thing, no one is thinking anything,” and “progress and development arise from the clash of ideas.” Rumi also says in the Masnavi, “society is in retail.” Indeed, the demographics of Gökçeada are perfectly retail. In short, Gökçeada is a melting pot of cosmopolitanism, with Turks, Greeks, Kurds, settlers from Siirt, Isparta, Van, Trabzon, soldiers, civil servants, students, and tourists. With the addition of alien neighbors UFOs, if they exist, the cosmopolitanism of the people of Gökçeada could be further enhanced. If a poll were conducted among the people of Gökçeada of diverse origins to ask whether they would like a “sky base” built, the result would likely be a “no” or a veto, as we Turks tend to think of Mustafa Topaloğlu when we hear the word “space.” Whether there's any benefit in “no” is a separate discussion. The last Prime Minister of the Republic of Türkiye, Binali Yıldırım, was awarded an honorary doctorate from ÇOMÜ in 2017. As a naval architect, Yıldırım worked on the shipbuilding project for Gökçeada at the Istanbul Camialtı Shipyard. Yıldırım told the mayor from his own party, who wanted a new port on Gökçeada, “no, there’s no need.” What would Yıldırım think about the establishment of a space base on Gökçeada from which spaceships could launch? Carl Sagan said, “The essence of science is not belief in authority.” Here are the public surveys, which represent an authority-status quo, and although Binali Bey said, “We don't want it, no,” rather than “Congratulations” on the construction of a sky base on Gökçeada, according to Say’s law, “every supply (space base) can create its own demand.” Rumi also said, “You are what you demand.” If space is the demand in Turkey, then a spaceport is a complement, not a substitute, to this demand. Therefore, our development plans should include the construction of a spaceport. While the extent of its implementation is unknown, Citta Slow and organic farming are emphasized in Gökçeada. The Gökçeada Skyport could harm Citta Slow, organic farming and nature. Therefore, a win-win situation must be sought. Space launches from the USA JFK Spaceport are sometimes watched by thousands of tourists. Tourists may come to Gökçeada to watch space launches as part of space tourism, in addition to surfing and sea tourism. The total solar eclipse in Antalya on March 29, 2006, attracted many tourists. Possible overtourism by ornithologists-like astronautlogists, that is, space launch spectators, will bring in money for the local community, but it is also likely to disrupt the local tranquility. The 2025 Combat UAV Competition was held at Gökçeada Airport as part of the TEKNOFEST Aviation, Space, and Technology Festival between August 27 and September 7, 2025. Dardanel Air, which no longer operates today, transported passengers between Çanakkale and Gökçeada by small aircraft. Today, Gökçeada Airport is virtually idle for flights. A sky base could be built there, but there’s also the possibility that it will remain idle. The open-air prison campus opened in Gökçeada in the 1960s as part of the Cyprus Issue is now abandoned. The feasibility of establishing a sky base in Gökçeada, including technical, financial, commercial, and market legal research, along with its pros and cons, positive and negative externalities, can be examined. For example, since Gökçeada is an earthquake zone, seismic studies and possible earthquake precautions should also be taken into account. The status of establishing a sky base in Gökçeada according to the Treaty of Lausanne should also be examined. Solid fuel was first used in rocket launches, followed by liquid fuel. Robert H. Goddard is called the father of rocketry because he pioneered the production of liquid-fueled rockets in 1926. What new fuels and energies could be invented in the future by exploiting the hidden power niche? The debris and trash in low Earth orbit from satellites that have reached the end of their economic life are also a problem. Just as the first Turkish astronaut (gökmen) Gezeravcı went to the ISS with Musk’s SpaceX company, Musk can add foreign investment to his desire for Tesla car sales in Turkey, using Space X’s know-how to establish a sky base in Gökçeada. Knowing Gökçeda better for the feasibility of building a sky base in Gökçeada by the Republic of Turkey Ministry of Transport and Infrastructure and TUA will also reduce the risk of wrong, abandoned investments. When I said, “I was assigned to Gökçeada in 2006 and was (actually) exiled,” my nephew said, “what is an island?” In the book of Don Quixote, when Don Quixote’s loyal musketeer and aide Sancho said, “I have now resigned from the governorship of the Barataria Island in central Spain,” his friend Ricote got angry at Sancho; “hush Sancho, ‘the Islands are in the middle of the sea; there are no Islands on land’.” The US JFK Space Center (29°N, 81°W), Japan’s Tanegashima (30° N, 131°E), and Kagoshima (31°N, 131°E) are located on the island. One of India’s two space launch sites is the Thumba Equatorial Rocket Launching Station (8°N, 76°E), ideal for low-altitude, upper-atmosphere, and ionospheric studies, with its location in the southwest Of India. The other space center in India is the Satish Dhawan Space Centre (13°N,80°E) on the island of Sriharikota, off the Indian Ocean coast in southeastern India, where the Indian Space Research Organisation (ISRO) launches satellites with multi-stage rockets, including the polar satellite launch vehicle and the geosynchronous satellite launch vehicle. Sriharikota was chosen because its proximity to the equator facilitates eastward launches and provides additional centripetal force from the Earth’s rotation. A good launch azimuth corridor and ample uninhabited space for safe havens make Sriharikota an ideal spaceport. Sriharikota Island is affected by both the southwest and northeast monsoons, but heavy rainfall occurs only in October and November, leaving plenty of clear days for outdoor static testing and launches. Gökçeada, in the Northern Aegean, is also an island (40°N, 26°E). 20 nautical miles south of Gökçeada, Bozcaada of Türkiye, could be an alternative for a sky base. It’s said of Bozcaada, which also boasts windmills and wind turbine investments, that “God created Bozcaada so that people would live long.” Clear skies may make launching from the sky base easier, but a sky base is industrialization. Industrialization, in turn, can pollute the beautiful air, disproving Hippocrates’ adage, “live in a place with pleasant weather.” Just as Nasreddin Hodja said, “You’re right, you too, you too,” Montaigne said in his “Essays”, “what seems right to me is wrong, too.” There are also negative externalities of industry, of course. But the late İbrahim Bodur, owner of Çanakkale Seramik, said, “commerce enriches the individual, industry enriches society.” People want jobs and sustenance, after all. Interestingly, there are planets in space: the Client (Jupiter) and Uranus. Nearly all communications satellites are geosynchronous, remaining fixed directly over the Equator. Our TÜRKSAT satellites are located at 42°-50°E latitude, 36,000-42,000 km above the Equator. Therefore, space launch bases have lower latitudes to allow for shorter flights to the Equator with lower fuel costs. Observatories like the ÇOMÜ Ulupınar Observatory are also located away from cities to prevent nighttime light pollution from cities from obscuring sky observations. Rockets launched into space are generally launched in the direction of Earth’s eastward rotation to take advantage of Earth’s natural west-to-east rotation. In eastward launches (prograde), the increased speed (1,600 km/h) resulting from Earth’s rotation propels rockets into orbit more efficiently and with less fuel. Westward launches (retrograde) require more fuel. Nevertheless, in the past, Israel has launched several orbital satellites westward. Because, aside from Israel’s brutal attacks in 2025, had it launched eastward in the past, this could have been perceived as an attack on its neighbors. Israel has previously limited backward launches from Palmachim Air Force Base in the eastern Mediterranean due to range security. Gökçeada is also suitable for launches eastward, not toward Greece to the west, with whom our relations are already sensitive. Even if there are space bases in the world with a longer latitude and longitude than Gökçeada, if the latitude is considered too high for a celestial base in Gökçeada, polar orbit satellites could be launched. Einstein said, “Knowledge without religion is blind, and religion without knowledge is lame.” One can also go to the heavens for religious purposes or to search for water. The Vatican accepted Copernicus’s idea that the sun is the center only 500 years later, in 1992, on the grounds that it contradicted Ptolemy’s claim that the Earth is the center of the universe and the Bible. Galileo also said, “E pur si muove.” The purpose of going to space could also be to confirm whether the Earth rotates, is flat, or is the center of the universe or not. The Old Testament says in Isaiah 58/14, “I will take you to the high places of the universe.” Matthew 6:20, the New Testament, also says, “Lay up heavenly treasures.” Bezos’s Blue Origin space company’s goal in going into space is this: “Energy is limited on Earth, but abundant in space. Thus, Blue Origin’s goal in space is to capture this energy.” In the epic poem “Orlando Furioso”, written by Italian Ludovico Ariosto in 1532, the English knight Astolfo travels to the Moon in the burning chariot of Hızır Elijah. Why? Because, according to legend, everything lost on Earth is found on the Moon. Or do we want to go to space and/or the Moon to retrieve these treasures, including everything else, alive before we die? Judaism, Christianity, and Islam are divine religions. The Quran contains many verses that mention “Allah is established upon the Throne.” Surah An-Nur 24:42 states, “To Allah belongs the dominion of the heavens and the earth, and to Allah is the return.” Were the Tower of Babel and the construction of the pyramids by the Pharaohs also space launching points to reach God on the Throne? In Ibn Arabi’s book “The Essence of Wisdom,” when asked where God was before He created the universe, the Prophet Muhammad (peace be upon him) replied, “God was in the ama, which has no air above or below it.” This is “the ama: a thin cloud.” Prophet Muhammad would stand in the rain with his head uncovered and say, “rain’s connection to God is new.” Rain is a blessing despite the risk of flooding, and during drought, hands are raised to the sky and prayers are made for rain. According to Ahmed Hashim, in the Hindu religious book “Vedas,” the symbolic name for clouds is cows, due to the milk flowing from their celestial udders. “Moses: brought by water.” Is “Los Angeles,” meaning “City of Angels,” searching for angels? Similarly, are SETI, NASA, and SPACE X owner Musk, who wears T-shirts reading “occupy Mars,” searching for Jesus, who was ascended to the sky, or God in the ama while searching for water on Mars? The author of this paper also wants to go the Sky for the following reasons; 1- To be able to fly to Heaven, 2- To be able to see his late Mother and Father as in the movie “The Message” and 3- To be able to read the “Preserved Tablet (Levh-i Mahfûz)” where everything is written. The verse in Surah Anbiya 21/30, “We created every living thing from water,” may refer to “ama” (water in a thin cloud), whose abode is the sky. Hud 11/7, “...(Allah),... created the heavens while His Throne was above water, and in six days.” Akif’s masterpiece, our National Anthem, also includes the lines, “...My soul will gush forth from the earth like a pure spirit; Then perhaps my head will rise and touch the Throne.” The Quran contains the miracles of the Prophet Muhammad’s ascent to Isra and Miraj. It is believed that during this time, the Prophet Muhammad mounted a mount called Buraq, which could be considered a spaceship. Similarly, the verses in Surah Ma'arij 70/1-3, meaning ascent in the Quran, refer to “the punishment that will surely descend upon the disbelievers from Allah, the Owner of the Ways of Ascent.” In verses like Ad-Duhan 44:2-3, the term “descent” is used. In other words, the verses contain both ascent and descent. Al-Ma'arij 70/4 states, “The angels and the Spirit (Gabriel) ascend to Him in a day whose duration is fifty thousand years.” Surah Sajdah 32/5: “God directs all affairs from heaven to earth. Then they ascend to Him in a day whose duration, by your reckoning, is a thousand years.” The phrase “flying: heaven” was mentioned above. Just as the saying goes, “Everyone wants to go to Heaven, but no one wants to die,” to reach Heaven requires dying and flying on a final journey to heaven. So, even if it's said that Gökçeada, the most northwestern corner of Turkey, with its coordinates of 40°N, 26°E, is a disadvantage and that on land or sea of Gökçeada cannot be a gök launching base, Gökçeada’s land and sea could be a landing base for those returning from space, in cooperation with the ISS. According to Artuç’s paper on “panspermia” presented at ÇOMÜ in 2018, life on Earth may have begun with an object falling from space or Mars to Earth! Thus, supporting the saying “to fall is to rise,” Master Necip Fazıl, as if emphasizing reverse logistics, says in his poem “Space Pilot: “Our people ride the bridle of light; They don’t ascend from earth to sky, but descend from heaven...” So, everything was agreed upon, and the Gökçeada Gök Base was established. Timing, JIT are everything. So, when should the launch into space take place? It is believed that Jesus was crucified on Friday, April 14, 30 AD. The Quran, Nisa 3/157-158, states, “They certainly did not kill him (Jesus Christ)... But Allah raised him to Himself,” while the Bible, John 19/14, states, “Jesus is condemned to death. 14. That day was Preparation Day for Passover. It was around noon...” According to the Bible, Jesus remained in the grave for three days after his crucifixion and then resurrected. Matthew 12/40 “Just as Jonah was in the belly of the fish for three days and three nights, so the Son of Man will be in the heart of the earth for three days and three nights.” In I. Hakkı's “Mârifetnâme,” one of the signs of the apocalypse is “5: Jesus (peace be upon him) will descend onto the white minaret in Damascus and kill the Antichrist and then Jesus will act according to the Muhammad’s (peace be upon him) Sharia.” During the first Moon visit on July 16, 1969, if it was even visited at all!, the approximately 400,000 km journey would take three days. Is the Apollo 11 spacecraft’s launch based on the Moon’s destination three days later, rather than where the Moon was at the time of launch, inspired by Jesus’ resurrection three days later? According to Ra'd 13/2, “Allah raised the heavens, which you see, without any pillar...” there are no pillars or ladders to the sky. The most suitable times for launching a rocket into space are called “launch windows.” To reiterate the above information, at the risk of tautology, when the Earth and the target are in constant motion in different orbits around the Sun, the Earth rotates at a speed of 1,600 km/h when the rocket is launched. The Earth rotates around the Sun at a speed of 107,000 km/h. Pointing an interplanetary spacecraft in the same direction as Earth provides a significant advantage. Furthermore, the Earth rotates eastward on its axis. At the Equator, the Earth rotates at a speed of 1,675 km/h. In other words, if the rocket is launched eastward, it gains an acceleration greater than the Earth’s rotation. By utilizing both the Earth’s rotation on its axis and Earth’s orbit around the Sun, it can save fuel and time when reaching very distant targets! Nizam al-Mulk, the founder of the Nizamiye Madrasahs, concludes his “Siyasetname (Political History)” with the following: “I asked the learned man about the state of the world; he said, ‘it is either sleep, or wind, or legend’.” In Homer’s mythological legendary Iliad, the earth-shaking Poseidon (god of the sea) ties his horses deep beneath the sea between Tenedos (Bozcaada) and the rocky Imros (Gökçeada). Poseidon watches the Trojan War from the steep rocks on the sharpest peak of Samothrace, 14 nautical miles north of Gökçeada, and then descends. There are Kaşkaval (horse cheese) rocks in Gökçeada Kuzulimanı. The famous Nike, now exhibited in France, was found in Samothrace. Furthermore, the Iliad mentions the wealthy Erichtonis, who had 10,000 horses grazing on the plains of Troy, and Poseidon’s horses, suggesting that a “Troy Hippodrome” could be built in Çanakkale. The dogmas that were said to never and absolutely change in the past are laughed at today. The NY Times ran the following headline in 1936; “A rocket can never leave the Earth’s atmosphere.” But with the Chinese saying that “long journeys begin with a tiny step,” and Russian rocket scientist K. Tsiolkovsky’s words that “the Earth is the cradle of humanity, but humanity cannot remain in the cradle forever,” and “the tortoise must stick its head out to walk, that is, take risks to progress,” let’s go to space. S. Hawking argues that meteorite impacts, etc., make the world risky, so we need to go to other planets and diversify life. In other words, voluntary migration into space is necessary before forced interplanetary migration. But will our neighboring aliens, if they exist, love and accept us as human beings as migrants, or are UFOs our enemies? While one of the 10 commandments of Judaism is to love your neighbor, the New Testament says in Matthew 6:43, “Love your neighbor and your enemy, that you may be children of your Father in heaven.” However, as Spinoza puts it, the Hebrews considered all places outside their own land to be unholy, filthy, lost, disgraceful, and destitute. In the Quranic verse, Saba, 34:19, the people of Saba asked God to extend the interval between their journeys, but this request oppressed them and they were dispersed. In other words, the Hebrews and this verse, Saba, 34:19, put a negative commentary on globalization. Therefore, leaving the earth and going to space is even worse than globalization. In fact, the desire to go to space, God willing, is not like falling into the situation described in this verse; Jinn 72/8 “We certainly sought to reach the sky, but we found it filled with stern guards and burning lights.” And Jinn 72/9 “And (formerly) we used to sit in certain parts of the sky to listen to news of the unseen. But whoever tries to listen now will find a burning light watching over him.” Even if the potential “we don't want” status quo resistance to the establishment of a sky base on Gökçeada is overcome and established, we hope that this base won’t end up like the irrational claims that led to the destruction of Takyiddin’s observatory in Istanbul’s Tophane in 1577, or the blocking of Nuri Demirağ’s Sky School and the aircraft he produced in the 1940s. B. Russell, though difficult to realize, says, “To investigate the truth of dogmas, the freedom of thought, including the most incompatible views, must be allowed.” The late President Demirel's adage, “yesterday is yesterday, today is today,” is expanded upon with “high risk, high return” and “the future can be good or bad!” While it’s difficult to know what will happen tomorrow, “tomorrow is tomorrow.” If space exploration becomes fashionable today and obsolete tomorrow, there’s a chance that the sky base built on Gökçeada will be mistaken for a derelict, dead, or ill-invested project. There are plans for a bridge of approximately 100 km. across the Bering Strait between Russia and the USA. Nevertheless, if the 1915 Çanakkale Bridge, which made the Dardanelles passable, is finally built and opened in 2022, a sky base on Gökçeada, true to its name, “Gökcafe (Blue Homeland)”, a piece of the sky, and the name “Gökçe,” could also be built through a BOT. The late businessman Üzeyir Garih had stated that the Çanakkale Bridge was unfeasible, but he also suggested that Istanbul-2 be built in the Gulf of Saros, Çanakkale, near Gökçeada. The bridge and connecting highway have been built. With this ease of access, the Gulf of Saros is already in the process of becoming Istanbul2. If a sky base is established in Gökçeada, we hope it won’t be like a “bubble company,” as described in C. Mackay’s 1851 book, “Extraordinary Mass Delusions and the Madness of Crowds,” which focuses on niche markets, “doing something no one else knows, but deriving great advantages.” One might recall Sun Tzu's words from “The Art of War,”; “Seeing what others don’t see is called intelligence; knowing what others don’t know is called genius.” As Nasreddin Hodja said, “What if it works?” While the Gökçeada sky base, even before it’s built, will be like reaping the rewards of a premature baby, the following suggestions are a positive, proactive example of Nasreddin Hodja's slap before the jug breaks. Nixon was the first president to resign so as not to be the first president impeached for lying in the Watergate scandal. Under such a president, leaving aside the legitimacy of the 1969 Moon landing, NASA, if it had actually gone there, launched the Apollo 11 spacecraft not from the Moon itself, but from the Moon itself three days later, since the journey would take three days. I fired my arrow, and that's where it hit! As in this quote from M. Hammer and J. Champy's book, “Technology you can buy isn’t new. That’s why we believe in the Wayne Gretzky School of Technology. Regarding his success as the National Hockey League’s leading scorer at 28, Gretzky said, ‘I wasn’t going where the puck was, I was going where it was going to be.’The same applies to technology.” The future of this puck function is also in the sky, and the location of this future must be well predicted. The world’s highest death toll comes from workplace accidents. According to Murphy’s Law, “If anything can go wrong, it will, warning ahead of time about potential malfunctions and accidents is crucial for space base construction and launches. But believing in accidents and fate is also a requirement of faith. Nevertheless, this paper titled “Gökçeada Sky Base”, which proposes to bring new customs to the old village, has not fallen into the situation of “then what is this new idea? It is rudeness”, as quoted in Cemil Meriç’s book “Those in the Cave” from Antole France’s book “Penguin Island.” If establishing a sky launch-logistics and/or reverse logistics base-village in Gökçeada still seems absurd, consider Einstein’s words, “What doesn’t sound absurd at first, there’s no hope.” Even the useless can be beneficial. Similarly, just as the years 1970’s Apollo 13 disaster and the rescue of the astronauts was called a “successful failure,” and Bill Gates said, “reward justified failures,” the proposal/idea for “establishing a Gök Base in Gökçeada” in this paper is merely wishful thinking and, if not realized, at least considered. Contrary to my late mother, Ms. Rukiye Artuç, who said, “You've hit a dead end again,” if the Gökçeada sky base is realized, “those who correctly predict and tell the future will not be expelled from nine villages,” but rather, it will be a “justified success.” This paper did not ask AI whether a Gök Base should be established in Gökçeda because it did not think that AI had futuristic features, but used Google Translate for English translation. However, I wish the Gök (Sky) Madrasa in Sivas, which Nuri Demirağ from Sivas intended to revive by establishing a Sky School, had remained so that consultations on the Gökçeada sky base could have been received from this Gök Madrasa! Verne’s futuristic vision of establishing a space base in Florida in his 1865 book “A Trip to the Moon” was realized 104 years later in 1969, af any. In his book “The Other Side of Science,” A. Berry states that science fiction has a better track record in predicting many things, such as space flight, because science fiction is “free and imaginative.” There’s also Homer’s mythological epic “Odyssey,” which begins in our region of Troy. Supporting Nizam al-Mulk’s statement that “the state of the world is legendary,” the word Odyssey has entered the English dictionary as “a long and adventurous journey.” S. Kubrick also has a 1968 science fiction film, “2001: A Space Odyssey.” With the authorization of science, examples of inspiration from mythology, literature, and science fiction, this paper concludes with quotations from literature. I. Goncharov’s book Oblomov ends with the following sentence: “Stoltz told his friend this story (Oblomov) we just read.” This report could also conclude as follows: “The proposal to build a sky base on Gökçeada would be null and void if teleportation could have been invented earlier. If teleportation were invented, the need for a space base would be null and void, a waste of money.” Yet, just like Edison’s statement, “I learned 999 times how it can’t be done” when he invented the light bulb after 1,000 tries, if the invention of teleportation and/or forward-backward time travel arises from a byproduct of the idea of building a space base, then it would be like Dostoyevsky’s conclusion of “The Brothers Karamazov (which should mean ‘Son of Adam’) with “Long live Karamazov,” with “Long live Gökçeada Gök Base.” Whatever this Gökçeada sky base ends up being, may it be blessed in the name of God and may it be auspicious and beneficial from now on. For the ephemeris about the Gök base of Gökçeada “Vesselam”, or like the last word of Don Quixote, “Vale.”

Keywords: Ephemeris, Feasibility, Future, Gökçeada Gök (Space-Sky) Logistics-Reverse Logistic Base, Gökmen (Astronaut), ISS, March, Research, The Sky Homeland , Throne

  • Paylaş

Bu çalışma, kullanan kişilere orjinal çalışmadan alıntı yaptıkları sürece, çalışmayı dağıtma, değiştirme ve üzerine çalışma hakkı tanıyan Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı ile lisanslanmıştır.


İletişim

İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi
İ.Ü. Avcılar Kampüsü 34320 Avcılar/İstanbul

ulk@istanbul.edu.tr
+ 90 (212) 440 00 00 - 19200

Ulaştırma ve Lojistik Kongreleri

Ulaştırma ve Lojistik Kongreleri, İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi ile Lojistisyenler Derneği’nin ortaklaşa düzenlemekte olduğu bilimsel etkinlikler serisidir.